Yoga Toplulukları Cinsel Şiddet Olaylarında Nasıl Hareket Etmeli?

Geçtiğimiz günlerde Cinsel Şiddet ve Yoga isimli yazıyı, konuyla ilgili bilimsel kaynaklardan da destek alarak, yoga camiasında cinsel şiddetin (cinsel taciz, cinsel istismar, cinsel saldırı, tecavüz) yaygınlığına susmama çağrısı yaparak paylaştım. Bugün ise tüm bu yaşananlardan sonra bir yoga topluluğunda, bir yoga stüdyosunda ne yapılabilir? konusunda yazmak istedim. Aslında bu yazı, iş işten geçtikten sonra ne yapabiliriz? sorusuna cevap aramaktan ziyade, bence bir çoğumuzun konuyla ilgili daha hazırlıklı / önleyici / hak temelli bir bakış açısı kazanmasını sağlayabilir. Aşağıda yazanlara neler eklenebilir? Siz başka neler önerirsiniz?

Öncelikle belirtmek isterim ki, bu yazıyı yazarken çözüm odaklı olmaya çalıştım. Elbette “yapıcı olmak”, içinde bulunduğumuz düzenin bize verdiği zarardan kurtulmak için bir şeyleri “yıkmamız” gerektiğini inkar edeceğiz anlamına gelmiyor! Bu yazıyı oluştururken, hem cinsel şiddet konusunda uzman olan psikiyatristlerin, sivil toplum kuruluşlarının ve medya kuruluşlarının verdiği bilgileri dikkate aldım, hem de konu yoga camiasıyla alakalı olduğu için, bunları kendi koşullarımıza nasıl uyarlayabiliriz diye düşünerek yazmaya çalıştım.

Başlamadan önce, bu tip olayları konuşurken kullanılan dilin çok önemli olduğunu belirtmek için ufak bir not düşmek istedim (bu konuya bundan sonra kendim de daha çok özen göstereceğim). Öncelikle bu kişilerden bahsederken, önceki yazılarda ara sıra benim de kullandığım gibi “mağdur” ya da “kurban” kelimelerinin kullanılmaması, bunun yerine “hayatta kalan” (“sexual violence survivor” gibi ingilizce olarak düşündüğümüzde daha anlamlı) kelimesinin kullanılması önemli. Çünkü istemeden de olsa, “kurban” ya da “mağdur” gibi kelimeler pasiflik, içinde bulunulan koşullara razı olma hali ima ediyor. Kişilerin bundan sonrası için de, yaşadıkları olaya direnme, bununla savaşıp bunu yenme yetilerinin olmayışını ima ediyor.

  1. Cinsel şiddetin ne olduğunu öğrenin, rıza onayı ne olduğunu öğrenin, cinsel şiddete maruz kalan kişilerin ne gibi etkiler yaşadığını bilin. 
  2. Olaydan bahsederken özne olarak cinsel şiddetten hayatta kalan kişinin adını değil failin adını kullanın. Örneğin “X kişisi tacize uğradı / tecavüze uğradı” gibi değil, “Y kişisi tacizde bulundu / tacizle suçlanıyor / tecavüz etti” deyin. Çünkü hayatta kalan kişiyi yani olaydan mağdur olan kişiyi özne olarak kullandığımız cümleler kurduğumuzda, bu suçla ilgili eylemleri ona atamış oluyoruz. Halbuki bu eylemin kaynağı ve bu eylemi gerçekleştiren kişi faildir, yani suçu işleyendir.
  3. İçinde bulunduğumuz yoga topluluğunun dışından, konuyla ilgili hem psikolojik hem de hukuki anlamda uzmanlardan yardım almalıyız. Yoga herken için fakrlı anlamlar ifade edebiliyor. Kimimiz sadece fiziksel ve mental olarak fit olmak için bunu yapıyoruz, kimimiz ise bunun çok derin bir felsefe olduğunu düşünerek, sürekli yaşamsal öğretileriyle ilgilenmek, bunları gündelik hayatımızda bir rehber olarak kullanmak istiyoruz. Tam da bu sebepten, böyle bir suç, şiddet, hak ihlali durumunda bir yoga gurusundan rehberlik almak ve süreci yönetmesini istemek yerine, bu konunu hayati önemi olduğunu  ve toplumsal olarak bizi bağlayan bir sistem içerisinde yaşadığımızı hatırlayarak, hayatta kalan için ne yapılabilir, haklarımız nelerdir, yoga stüdyosu/ topluluğu faille ilgili ne yapmalıdır, resmi kuruluşlara (bağlı bulunan Yoga Alliance gibi topluluklar da dahil) ne şekilde danışılabilir… gibi konularda psikolojik ve hukuki alanda uzman olan kişilere danışmalıyız. Elbette içinde bulunduğumuz yoga stüdyosunda zaten psikiyatrist olan, psikolog olan, tıp hekimi olan, hukukçu olan kişiler olabilir. Ve dileresniz bu kişilerden, bu topluluğu bilgilendirmesini rica edebilirsiniz. 
  4. Yoga topluluklarında, stüdyolardai hem eğitmen hem de öğrencilere cinsel şiddetin ne olduğu ve nasıl önlenebileceği konusunda uzmanlardan destek alarak rutin eğitimler / seminerler düzenlenebilir.
  5. Bu kişi (hayatta kalan) stüdyoda yetkili bir kişiye, bir başka yoga hocasına ya da stüdyonun sahibi / işletmecisi / müdürü pozisyonunda birine yaşadıklarını anlatıyorsa duyarsız kalınmamalı. “Seni anlıyorum, bir sonraki derste sınıfta yerini değiştirelim/ hocanı / sınıfını değiştirelim” gibi şeyler söylememeli. Faille ilgili (onu stüdyodan kovmak da dahil olmak üzere) şikayeti değerlendirip ne yapılabileceği konuşulmalı, gerekirse hayatta kalanın da rızası olursa bu konuyu stüdyonun tüm yetkilileriyle birlikte paylaşıp çözüm odaklı bir toplantı yapılmalı.
    1. Konuyla ilgili ufak bir parantez açıp kendi yaşadığım bir olayı paylaşmak istiyorum. Yıllar önce çalıştığım iş yerinde beni taciz eden bir başka çalışanı İnsan Kaynakları müdürüne ağlayarak şikayet etmiştim. Kendisi aynı zamanda bir kadın ve psikologdu. Ona olayı anlatırken, devamlı olarak taciz edildiğimi, beni taciz eden kişiye hareketlerimle ve soğuk davranışlarımla rahatsızlığımı net bir şekilde bellil ettiğimi, ama o anda çok güçlü bir biçimde aynı anda hem korku hem öfke gibi karmaşık duygular hissettiğimi, ona bunu herkesin ortasında daha açık biçimde sözel olarak ifade etmek istediğim her anda, kendimi kaybetmekten herkesin ortasında tuhaf bir duruma düşmekten korktuğum için, (buna eşlik eden değişik fiziksel belirtiler de gösterdiğim için) kitlenip kaldığımı ve daha fazla cümle kuramadığımı söylemiştim.  Özellilkle de failin oturduğum mahelleyi, telefon numaramı vs. bilmesi nedeniyle olayı çok dillendirirsem bana şirket dışındayken öç almak için zarar vermesinden korktuğumu belirtmiştim. Mezun olduğu okulu birincilikle bitiren bu psikolog, insan kaynakları uzmanı kişi bana, “seni anlıyorum, o kişinin tüm kadınlara benzer tavırları olduğunun farkındayım, ama bu konuyu bence kendin çözmelisin, ona daha net ifade etmelisin ve bence bu konuyu da genel müdüre aktarmayalım (CEO erkekti) kendisi çok duygusal bir insan, seni korumak için aşırı bir tepki verebilir, sen bence o kişiyle çalıştığın anlarda duygularına kapılmamaya çalış, robot gibi işini yap bitsin geç yerine hiç muhattap olma” minvalinde cümleler kurmuştu. Böyle bir tecrübenin nasıl hasarlar yaratacağını tahmin edersiniz. Bir yoga stüdyosunda bu yaşansa yöneticilerin tavrı bunun tam aksi yönünde olmalı. 
  6.  Hiçbir zaman, hayatta kalan kişinin mesleğine, kimliğine, nasıl giyindiğine, geçmiş ilişkilerine, cinsel yönelimine, seks sektörü ile bağlantılı bir kimse olup olmamasına odaklanmamalıyız. Tüm bu tanımlamalar, o kişinin yaşadığı şiddeti hak ettiğini, bundan sorumlu olduğunu, yanlış kararlar verdiğini ima eder. Oysa cinsel şiddet sadece failin suçudur ve failin verdiği yanlış kararlar sonucu gerçekleşir. Bunun aksini yaparsanız mağdur suçlayıcılık yapmış olursunuz. Toplumsal normları baz alarak, bu kişilerin cinsel şiddeti hak ettiği yönündeki inanışları besleyecen tavırlar takınmayın. 
  7. Herkesin, kendini güvende hissetmeye ve bu konuda etrafındakilerden destek almaya ihtiyacı ve hakkı olduğunu unutmayın! 
  8. Cinsel şiddetten hayatta kalan kişiyi yaşadıklarını ve duygularını dışa vurması için cesaretlendirin. Ama onu konuşmaya zorlamak yerine, ne zaman isterse konuşabilececeğini bilmesini sağlayın.
  9. Hayatta kalanın, olayı kendi bağımmsız iradesiyle, istediği gibi dile getirmesine izin verin.
    1. Konuşurken onu yargılamayın, ona şüphe ile yaklaşmayın,
    2. konuşmalarını sorgulamadan  ve yargılamadan ve suçlamadan dinleyin, örneğin “sen bunu bile bile nasıl bu ilişkiye/ bu yoga dersine devam ettin?” gibi cümleler kullanmayın. Unutmayın ki bu fiil sadece failin suçudur.
    3. ton polisliği yapmayın. Yani “haklı bile olsan bence düşüncelerini dile getirme biimin çok yanlış”, “bence bunu bu şekilde anlatmamalısın, bunu söyleme biçimin bence seni haklıyken haksız duruma düşürüyor”, “böyle kelimeler kullanmamalısın” gibi şeyler söylemeyin.
    4. Yaşadığı durumun ne kadar üzücü, korkutucu ya da öfkelendirici olabileceğini unutmayın. Yaşadığı şeyi istediği gibi anlatabilmeye hakkı olduğunu unutmayın.
    5. Bir çok yoga kaynağında sakinlik, duygularına kapılmama, duygularına ve düşüncelerine tanık olarak kalma, tarafsız ve barışcıl bir şekilde diyalog kurma gibi davranışlar ve haller önemseniyor ve övgü alıyor. Bunları yaşamımızda düstur olarak edinmemiz öğütleniyor. Ama bu durum, kişileri böyle travmatik bir olayda başından geçenleri yoga topluluğuna anlatma ve duygularını ifade etme konusundakafa karışıklığı yaşamasına sebep olabilir. Unutmayın ki hayatta kalan kişi, ağır bir travma yaşamaktadır, cinsel şiddet suçunu işleyen failden bahsederken sakin, barışçıl, koşulsuz sevgi ve şefkat dolu olmak zorunda değildir. Duygularını ve olan biteni özgürce, kendini baska altında hissetmedeni herhangi bir öğreti ya da kurala bağlı kalmadan ifade edebilmelidir. Kişileri dinlerken ve gözlemlerken yogi/yogini nasıl davranmalıdır? gibi öğretilerin bizi sınırlamasına, ya da hayatta kalan kişinin anlatma şeklini sınırlamamıza izin vermemeliyiz.
  10. Sessiz kalmayın.
    1. Tanık olduğunuz taciz ya da saldırıları dile getirin. Daha önce şahit olduğunuz, sessiz kaldığınız veya yanlış tepki verdiğiniz bir durum olduysa özür dilemek iyi bir seçenek olabilir.

Yoga Toplulukları Cinsel Şiddet Olaylarında Nasıl Hareket Etmeli?’ için 2 yanıt

  1. Cok tesekkurler…genclere yollayacagim guzel bir anlatim olmus.. kimsenin basina gelmemesi dilegiyle….Samsung Galaxy akıllı telefonumdan gönderildi.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s