Yaşadığın Anı Kabul Ederek Farketmek

Posted by

Yazar: Bernie Clark | Yoga Eğitmeni

Çeviri: Yoga Türkçe Yazarı

*Bu yazı, Bernie Clark’ın onayıyla, “Awareness of Present Experience with Acceptance” adlı makalenin Türkçeye çevrilmiş halidir.

“Eğer kötü bir haber aldıktan sonra sakince oturabiliyorsanız, eğer ekonomik krizlerde son derece s1akin olabiliyorsanız, eğer komşularınızın muhteşem yerlerde tatil yaptıklarını gördüğünüzde en ufak bir kıskançlık yaşamıyorsanız, önünüze konan her yemeği memnuniyetle yiyorsanız ve koşuşturmayla geçen bir günün ardından hiç içki ya da ilaç içmeden uyuyabiliyorsanız, eğer daima bulunduğunuz yerden memnun oluyorsanız, muhtemelen siz bir köpeksiniz” demişti bir meditasyon hocası, yazar ve psikolog olan Jack Kornfield(1).

1.gifEğer bunu okuyorsanız, muhtemelen köpek değilsiniz ve böyle büyük miktarlarda memnuniyet duymak size size kolay gelmiyor. Neden? Elbette bir çok sebebi var ama en büyük sebeplerden biri koca beyniniz: daha doğrusu düşünen devasa korteksiniz. Beyinlerimiz bizim hayatta kalmamıza yardım etmek ve sahip olduklarımızı korumak üzere evrimleşti. Biz çok başarılı bir türüz. Peki ama biz mutlu muyuz? En yakın dostumuz köpek kadar mutlu olmanın yakınından geçebiliyor muyuz? Evrimbilimciler hayatta kalmak için mutluluğun gerekli olmadığını keşfetti ve beynimizin geliştirdiği hayatta kalma tekniklerinin bir çoğu zaten mutlu olmayı baya zorlaştırıyor.

Meditasyon hocası ve Harvard’da bir klinik psikoloji hocası olan Profesör Ronald Siegel, büyük büyük atalarımızdan birinin Afrika topraklarında bir ağacın arkasında kahverengi bir şekil gördüğü anı tarif ediyor: bu şeklin bir aslan olduğunu zannedip kaçan alarm durumundaki hominid, büyük olasılıkla hayatta kaldı ve genlerini aktardı, gördüğü şekil bej renkli bir kaya olsa bile, sonra “amaan bu muhtemelen büyük bir kayadır” diye düşünen bir başka hominid, oralarda sürtmeye devam etti(2). Elbette bu bir kayaydı ve korkmak için hiçbir neden yoktu ama aşırı kötümser bir dünya görüşü geliştirmiş olan beynin hayatta kalma olasılığı, her şeyin iyi olduğunu düşünerek umursamazca çayırlarda dolaşan delikanlıya kıyasla daha yüksek. Hayatta kalan beyinler, daha ölümcül bir şey olan aslanı kaya zannetme hatasına düşmek yerine, kayayı aslan zannetme hatasını yapacak şekilde evrimleşmiştir. Kaygılı, ürkek ve temkinli olmak üzere evrimleştik. Hayatta kalmamız bunun üzerine kurulu. Mutluluğumuz değil.

Büyük korteksimiz hayatımızdaki bir kaç kötü anı ve ucuz kurtulduğumuz anları hatırlama yetisi geliştirdi ve ileriyi düşünüp bizi bekleyen potansiyel felaketlere hazırlıklı olma yetisi geliştirdi. Eğer ara sıra kendinizi düşünürken bulursanız, düşüncelerinizin genel olarak geçmiş olayları yeniden canlandırdığını ya da henüz olmamış ve muhtemelen hiçbir zaman olmayacak olan gelecekteki  şeyleri düşündüğünüzü fark edeceksiniz. Gelecekteki zevklere doğru itilir ve geçmişteki acılarımız tarafından geri püskürtülürüz. Şu anda olan bitenin nadiren farkına varıyor olmamıza şaşmamalı. Gün geçmiyor ki içinde bulunduğumuz an bize bir tehdit veya fırsat sunmasın: bu yüzden olmuş olanları, olabilecekleri ve yine de olabilecekleri düşünüyoruz.

İnsanoğlunun en iyi dostu yerde yanıbaşınızda uyukluyor,  ona hangi yemeği vermiş olursanız olun tamamen hoşnut, bu tip düşüncelerin içinde kaybolmuyor. Sizin büyük korteksinizden ona bağışlanmamış. O hayatından memnun: şimdi ve burada. Bir zamanlar  Rabbi Schwartz demişti ki, “Gerçek mutluluk, zaten sahip olduğunuz şeyi istemektir.” Ama biz sahip olduğumuz şeyleri istemiyoruz; biz daha fazlasını istiyoruz ve aynı zamanda sahip olduklarımızı kaybetmekten de korkuyoruz. Korku ve arzular bizi mutluluğa götürmüyor; mutluluğu bizden uzaklaştırıyor.

Yoga pratiğimizde, bize bir köpek gibi olmak için emsalsiz bir fırsat veriliyor: hatta ismini köpeklerden alan pozlarımız bile var. Ve kedilerin daha mutlu hayvanlar olduklarını düşünüyorsanız diye ismini kedilerden alan pozlar da var. Ama bu pozların ötesinde, bize aynı zamanda korteksi yontarak onu eğitme şansı da veriliyor. Düşüncelerimizin ruh halimizi etkilemesine izin vermek zorunda değiliz. Bunun yerine var olan deneyimi kabul ederek onun farkına varıyoruz. 

Şimdiki anı kabul ederek fark etmek, farkındalık çalışmasının temelidir. Böyle bir farkındalık ile, zihnin nasıl kendi mutsuzluğunun kaynağı olduğunu anlamaya başlıyoruz. Çalıştıkça farkındalık beyindeki korku, kaygı ve acıya neden olan doğal programlamayı zayıflatmaya başlıyor. Farkındalık araçları geçmişi hatırlayarak ve geleceği hayal ederek harcanan zihinsel enerjinin miktarını sınırlayabiliyor.

Farkındalık aynı zamanda hepimizin sahip olduğu olumsuz önyargıları da azaltabiliyor. Labirentte koşarken belirli bir koridora girdiğinde elektroşoka maruz kalan bir fare, bir daha o koridora girmez: bir kere ders vermek yeterlidir. Bir başka koridorda güzel bir peynir parçası bulan aynı fare, peynirin nerede olduğunu hatırlayabilmek için aynı deneyimi 5 kez daha tekrar etmelidir. Biz de bu fare gibiyiz: olumsuz olana olumlu olandan daha duyarlıyız. Bu olumsuzluk eğilimidir. Meditasyon hocası ve yazar olan Rick Hansen’in anlattığı gibi: havuçlar gelip geçer ama bir tek sopa, sizi öldürebilir. Sopalar havuçlardan daha güçlüdür. Sopaları havuçlardan daha çok hatırlarız. Öte yandan fareler, ertesi sabah tekrar labirente koşacağı için endişelenerek geceleri uykusuz kalmaz. Bizim koca beyinlerimiz deneyimlerimiz, geçmiş ve geleceğimiz üzerine düşünmemizi sağlar ve neler olabileceğini hayal eder. Hansen diyor ki beyinlerimiz kötü deneyimlerimize karşı bir cırtcırt gibidir, iyi deneyimlere karşı ise teflon gibidir(3).

Olumsuz, olumludan güçlüdür. Bu yüzden siyasetçiler negatif kampanyalar yürütürler: insanlar muhaliflerle ilgili söylenen kötü sözleri politikacıların kendileriyle ilgili söylediği olumlu sözlerden daha fazla hatırlarlar. Eğer bugün 20 kişi size gülümseyip 1 kişi tokat atmışsa, akşam yemeğinde hangisinden bahsedersiniz? Algılama donanımımız var ama negatif olanı hatırlıyoruz. Bir şeye, bir yoruma veya duruma, hiç düşünmeden verdiği ilk tepki negatif olan bir sürü insan var. Bu otomatik reaksiyon, ruhlarında gömülü olan derin bir programdır (samskara) ve onlar için bunu farketmesi ve değiştirmesi zordur. Bu onların hayatta kalmasına yardım etmiştir, mutlu olmalarına yardım etmek için tasarlanmamıştır.

Neyse ki olumsuzluk eğilimimizi azaltmaya başlayabiliriz ve koca beyinlerimizin bize sağladığı başka faydalardan vazgeçmeden hoşnutluk ve keyfe götüren yeni mental şablonlar yaratmaya başlayabiliriz. Yani tam olarak hem pastam dursun hem karnım doysun diyebiliriz! (Neden diyemeyelim ki? eğer bir kek pişirme zahmetine katlanmışsanız, bir kaç arkadaşınızla paylaştığınız sürece neden yemenize izin verilmesin ki?) Hemen negatif tepki veren bir çok kişi; tepki vermeden önce durarak, negatif eğilimi farkedip, görüşlerini ifade etmeden önce bundan kurtularak otomatik tepkilerini bastırmak için bu yeteneği kazandı. Böylelikle, ilk dürtüleri bu olmasa da, daha dengeli bir tepki vermeleri mümkün hale geldi.

Farkındalık, beyindeki olumsuzluk eğilimini değiştiren bir pratiktir. Ve farkındalığı  yoga matınız da dahil olmak üzere herhangi bir yerde, herhangi bir zamanda uygulayabiliriz. Basitçe, yaşadığımız anı kabul ederek fark ederiz.  Şimdi,”basitçe” kolay anlamına gelmiyor – yeni bir alışkanlık yaratmak zaman ve özveri ister ama uygulaması oldukça basittir. Bunu tam da şu anda otururken deneyin: bir kaç saniyeliğine okumayı bırakın, gözlerinizi kapatın ve şu andaki nefes alışınızın farkına varın, nefesi olduğu gibi kabul ederek, 3 nefes boyunca.

Basit değil mi? Kolay mı? Belki değil… ama çalıştıkça kolaylaşır. Şu anda her ne oluyorsa bu çalışmada kullanılabilir. Şu anda var olan nefesin farkına varmayı seçebilirsiniz, ya da eğer yoga yapıyorsanız şu anda ortaya çıkan duyumsamaları seçebilirsiniz. Duyumsamaları farkedin: pozun şu anda hissettirdiklerinin farkına varın, kabul ederek. Yanlış, acılı ya da zararlı olmadığı sürece bu deneyimi değiştirmeye çalışmayın.

Bu noktada Yin yoga çok değerli olabilir: Yin yoga pozlarının içinde yoğurulurken, hareket etme dürtüsü ortaya çıkacaktır. Huzursuzluk, bizde pozu değiştirme isteği uyandıracaktır. İşte eski dostumuz olumsuzluk eğilimi ortaya çıkıyor- huzursuzluktan kaçmak ve keyfi yeni bir pozda bulmak istiyoruz. Ama şu anın kabul ve farkındalığı ile, sakin kalarak çözümleniriz. Sakinliğin içinde, şu andaki deneyimin saf halini gözlemleriz.  Koca kortekslerimizin bu deneyime eklediği düşünme halinin geçip gitmesine izin verdiğimiz zaman (onu itmeye çalışmadan), bu bir kabul hali değildir, gerçekte olan şeyin bizim düşündüğümüz şey olmadığını keşfederiz. Şimdiki an, korkulacak ya da ele geçirilecek bir şey değildir. Farketmek ve bırakmak içindir.

Buddha, tüm deneyimleri 3 kategoriye oturttuğumuzu gördü: Keyifli, keyifsiz ya da nötr. Ve tabii ki keyifli olanı arıyor, keyifsiz olanı itiyor ve nötr olanı görmezden geliyoruz. Atalarımız hayatta kalmak için bu stratejinin gerekli olduğunu keşfetti. Ama biz biliyoruz ki bunun bir bedeli var: bu bizim memnuniyetimize mal oluyor. Yin Yoga çalışmalarımızda bunu tersine çeviriyoruz ve keyifsizliğin içinde uzanıyor, keyfi özgür bırakıyor ve hiçbir şeyi değiştirmemeye çalışıyoruz. Bu genel kanıya aykırıdır. Bizler, en kötüsünü beklemek ve geldiğinde ondan kaçmak üzre programlanmışızdır. Anı kaçırmak pahasına zevki aramaya odaklanır ve sürekli onu düşünürüz. Ama meditasyon ve yoga çalışmalarımızda beyni şu andaki deneyimi kabul etmek ve anın farkındalığını sürdürmek üzere eğitiriz.

Zevki elde etmeye çalışmak ya da bizi ümitsiz bir hayata sürükleyen, kaygı ve strese neden1.gif olan acıyı çekmek yerine; şu andaki deneyimin kabulü ve farkındalığını artırarak, hayatlarımızı daha sahici bir biçimde yaşama becerisini geliştiririz. Bu temel beceriyi yoga matının üzerinde öğreniriz ama sonunda bu beceri günün diğer anlarında da kendini göstermeye başlar. Bu alışkanlığı geliştirdikçe, olumsuzluk eğilimimizi beslemeye ve beynimizdeki düşüncelere tepki vermeye daha az zaman harcadığımızı ve şimdiki anın gerçekliğinin keyfini sürmeye daha fazla vakit ayırdığımızı farkederiz. Bu hatırlanacak ve uygulamaya koyulacak basit bir mantradır. Her yoga yaptığınızda bunu yapın, bir süre sonra bunu gündelik hayatınızda düzenli olarak yapar hale geleceksiniz:

Şimdiki anı kabul ederek farketmek.

Dipnotlar:

  1. A Lamp in the Darkness, Jack Kornfield, sayfa 7.
  2. The Science of Mindfulness: A Research-Based Path to Well-Being, Profesör Ronald D. Siegel.
  3. Rick Hansen’ın blogundaki 18 Kasım 2009 tarihli yazı:  Take in the Good

Bernie Clark

*Bu sitedeki tüm çeviriler Yoga Türkçe yazarına aittir.

Reklamlar

One comment

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s