Senin Bedenin Senin Yogan, Hizalanma Efsanelerini Bozmak: Bölüm 1 – Tibia (Kaval Kemiği)

Posted by

BakınızYazar: Bernie Clark | Yoga Eğitmeni

Çeviri: YogaTurk yazarı

*Bu yazı, Bernie Clark’ın izniyle, kendisinin”Your Body – Your Yoga Dispelling the Myths of Alignment: Part 1 – The Tibia” adlı makalesindenTürkçeye çevrilmiştir.

Newsletter, Volume #17, 2. Ekim 2013.

Swami Sivananda standing in Tadasana: the pose of the mountainEvrensel hizalanma prensipleri yoktur. Herkeste işe yarayan genelgeçer  ipuçları yoktur çünkü genelgeçer bir vücut tipi yoktur. “Herkes ayaklarını paralel olarak yerleştirmelidir” diyen her ipucu, bu temel gerçeklikten  yoksundur. Açıkçası, hizalanma prensipleri vardır ama  önemli olan, sizin vücudunuz için geçerli olan hizalanma prensibini bulabilmektir. Bu konuyu şu soruyu sorarak açıklayabiliriz: “Senin ayakların, bir yoga pozunda ne tarafa dönmeli?”

Tadasanada (Dağ duruşunda) ayaklarının paralel hatta belki bitişik olması gerektiğini duyanlar ya da buna inananlar el kaldırsın. Sizler için, bu cevap kesinlikle doğru olabilir ve bir çok kişi için bu mükemmel hizalanma şeklidir. Ama diğer bir çok kişi için bu, ayakların fonksiyondan çok estetik tarafından dikte edildiği zoraki ve yapay bir yerleşimdir. Bir çok insan için ayaklar karşıya bakmamalı ve birleşik olmamalıdır, birazdan nedenini inceleyeceğiz. Siz “ortalama” değilsiniz!  Ve ortalama bir insan için geçerli olan ipuçları sizde işe yaramaz. (Bakınız, Kutu 1: Kime Ortalama Diyoruz?)

Ayaklar, vücudun ekstremite bölümlerinin parçalarındandır: Ellerin ve ayakların netibia yaptığına bakarsak ve bir pozun nasıl görünmesi gerektiğine dair peşin hükümlü bir şekle uymaları için onların pozisyonlarını değiştirmeye çalışırsak, “ayaklar baş olur”. Ayakların pozisyonu bazen önemli olabilir ama bu, bir yoga pozunun en önemsiz kısmıdır çünkü eğer vücudun natürel ya da nötr pozisyonda olmasını istiyorsak dikkat edilmesi gereken,ayakların nerede olacağını belirleyen, vücudun merkezine/karna yakın noktalar vardır. Eğer amacımız işlevsel bir yoga felsefesini takip etmekse, Tibianın (kaval kemiğinin) şeklinin-burada görüldüğü gibi-femurun (uyluk kemiğinin) kıvrımlarının, kalça soketinin oryantasyonunun, ayağın ne yöne bakması gerektiği hususunda çok daha büyük etkisi vardır. Yoga pratiğinizde sağlıklı olma niyeti söz konusu olduğunda, estetiğe neredeyse hiç yer yoktur: aksine başka birinde iyi görünen şeye değil, sizin için yararlı olan şeye bakmamız gerekir.

Ayak pozisyonunun, bizim biricik anatomimiz tarafından nasıl şekillendirildiğine dair hususlardan sadece birini inceleyeceğiz: Tibianın torsiyonu (1). Torsiyon, “kıvrım” /”burgu” demektir. Vücudumuzda düz bir çizgi yoktur: her şey daralan ya da genişleyen spiraller şeklinde büyür. Bu demektir ki hiçbir kemiğimiz dümdüz değildir: tüm kemiklerimizin bir miktar kıvrımı ve eğimi vardır. Yukarıdaki resimde görülen iki farklı tibia/kaval kemiğini inceleyin. Bunlar bacağımızın alt tarafında bulunan iki tane sağ kaval kemiği. Aralarında bir farklılık görebiliyor musunuz?

Kemiklerin üst kısımları, resmin üst tarafında bulunuyor: bu alan, femurları(uyluk kemiklerini) destekleyen,  tibial plato olarak biliniyor. Eğer oturuyorsanız, dizinizi 90 dereceyi geçecek şekilde kıvırıp dizin ön alt kısmına dokunarak bu bölgeyi bulabilirsiniz. Burada farkedilmesi gereken nokta, her iki kaval kemiğinin de birbirine paralel olarak siyah masada yatık duruyor oluşu. Ama bu iki tibianın alt kısımları birbirlerinden oldukça farklı. Kemikler ayak bileği yuvasına kadar uzuyor. Bu, tibianın talus kemiğinin üstüne oturan alt kısmıdır. Bu iki ayak bileği yuvasının aynı yöne bakmadığını farkedin. Bunlar sağ tibia kemikleri olduğu için, burası sağ ayak bileğinizin iç tarafına dokunduğunuzda elinize gelen yerdir. Bu bilgiler ışığında ve biraz da 3 boyutlu imgelemenin yardımıyla, sağ tarafta görülen tibia kemiğine sahip olan bir insanın ayağının tam karşıya bakacağını ama sol taraftaki gibi görünen bir tibia kemiğine sahip olan bir insanın ayağının sağa dönük duracağını gözünüzün önüne getirebilirsiniz.

Şimdi bunu bu görselin üzerine bir kaç işaret ekleyerek açıklayalım. Üzerine çiz1diğimiz çizgiler sayesinde açısal farklılıkları görebilirsiniz: sağ taraftaki tibianın yaklaşık 12 derecelik bir torsiyonu varken, soldaki tibianın yaklaşık 26 derecelik bir torsiyonu var. Bu iki kaval kemiği arasındaki fark 14 derece ki bu epey büyük bir fark. Bir çok çalışma bu iki farklı derecenin normal aralıklarda yer aldığını gösteriyor. Aslında sağ taraftaki 12 derecelik torsiyonu olan tibia, sol taraftaki tibiadan çok daha seyrek görülüyor. Hangi çalışmadan örnek gösterildiğine bağlı olarak, ortalama bir tibial torsiyon 23 derece ile 38 derece arasında olur(2). Bunun anlamı şudur; ayağını natürel ve kolayca karşıyı gösterecek şekilde düz koyabilen sağ taraftaki tibia kemiğine sahip olan kişi, azınlıktadır.

Bir çok insanın bu kişiden çok daha fazla tibial torsiyonu vardır yani geri kalan her şeyi eşit kabul edersek, bir çok insanın ayakları dışa dönük olarak yerleşmek ister. Ama yoga hocalarının ayaklarla ilgili en çok söylediği şey, ikisinin de paralel olacak şekilde karşıya bakmasıdır: Dağ duruşunda (Tadasana), Aşağı bakan köpekte, Köprü pozunda (setu bandha sarvagasana), Urdhva Dhanurasana (Chakrasana) pozunda, Sandalye (utkatasana) pozunda ve daha bir çok pozda öğrenciler ayakları karşıya bakacak şekilde yönlendirilir. Bu, verilecek en iyi talimat olmayabilir.2.gif

İnsan vücudu neden  böyle yanlara doğru açık duran ayaklara sahip olacak şekilde evrimleşti?  Bu iyi bir yoga hocasının ayaklarımızı karşıya dönük tutmamızda ısrar ederek düzeltmemize yardım edeceği bir anormallik midir? Sonunda anlaşıldı ki, ayakta duran iki ayaklı yaratıklar için, önemli bir miktarda tibial torsiyona sahip olmak iyi bir şey. Ayaklar bitişik olduğu zaman, yer çekimi kuvvetinin merkezi daha çok topuklara kayıyor ve zemin desteğimiz daralıyor. Ayaklar dışa dönük durduğu zaman, zemin desteğimiz daha geniş ve yer çekimi kuvveti de ayakların ortasına daha yakın bir noktaya doğru kayıyor(3). Bir sumo güreşçisinin güreş başlamadan hemen önceki haline bir bakın, ayaklarını dışar doğru açar ve dizlerini büker. Baseball oyuncuları da bacakları açık bir duruş benimserler, her yöne hareket etmeye hazırdırlar. Öte yandan atletler (koşucular), ayaklarını birbirine yakın ve karşıya dönük olacak şekilde tutarlar çünkü hareket edecekleri tek bir yön vardır o da tam karşısıdır. Tek bir doğru pozisyon yoktur, ayakların pozisyonu niyetimize göre değişir: görünüş olarak değil his olarak.

3.gifEğer insanları gözlemlerseniz, yürürken veya koşarken ayaklarını nasıl yerleştirdiklerine dikkat edin. Genellikle bir çok kişinin ayakları karşıya dönük olacaktır. Bu biyomekanik olarak mantıklıdır:  yürürken veya koşarken, attığımız her adımın gücünün, hareket yönümüze mümkün olduğunca yakın olmasını isteriz. Ayakta duran, belki bir trafik lambasının yanmasını bekleyen, insanları gördüğünüzde ayakları daha çok dışa doğru çevrilmiş haldedir. Eğer niyetimiz ayakta dururken dengeyi sağlamak için gerekli olan eforu azaltmaksa bu da mantıklıdır. Ama eğer herkesin ayaklarını dışa döndürecek bir miktarda tibial torsiyonu varsa, insanlar nasıl ayaklarını karşıya döndürerek yürüyebiliyor? Cevap, kalça soketindeki bacağın iç rotasyonu.  Tibial torsiyonu dengelemek için tüm bacağı içe doğru çevirmemiz (tüm bacağa iç rotasyon yaptırmamız) gerekir. Daha sonraki makalelerde ayak hizalanmasını yapabilmek için femurlarııyla (uyluk kemikleriyle) yeterli iç rotasyonu herkesin yapamadığını göreceğiz. Bu nedenle ayaklarını tam karşıya çevirmeden yürüyen bazı insanları farkedeceksiniz: kendilerine has anatomik yapıları nedeniyle ayak parmakları dışa dönük olarak yürümek zorundadırlar. (Bu insanların bir yoga dersinde hoca ayaklarını düzgün hizalamaları konusunda ısrar ettiği zaman ne yaşadıklarını anlamak için, bakınız: Kutu 2: Bir Empati Egzersizi)

Dağ duruşunda (Tadasanada) ayaklarınızı birleştirip paralel hale getirdiğiniz zaman dengeli, rahat ve hareket etmeye hazır hissedebiliyor musunuz? Öyleyse, ayaklarınız muhtemelen tam olması gerektiği yerdedir.  Böyle durunca dengesiz ve rahatsız mı hissediyorsunuz? Sizin kendi anatomik yapınız için doğru olan ayak hizalanmasını bulmak biraz odaklanma ve deneme gerektirir. Mesela aşağı bakan köpekte ayaklarınızı paralel tutmak nasıl hissettiriyor bir bakın, daha sonra ayaklarınızı dışa doğru açmayı deneyin ve bunun nasıl hissettirdiğine bir bakın. Benim kişisel deneyimim sizinkiyle aynı olmayabilir ama ben ayaklarım paralelken topukları yere doğru yaklaştırdığım zaman kalflarda daha fazla gerilim hissediyorum ve bu müthiş hissettiriyor, ama ayaklarımı dışa doğru çevirdiğimde topuklarım yere daha kolay iniyor ve femurun (uyluk kemiğinin) dış rotasyonu pelvisimi daha derin bir fleksiyona sokuyor ki bu üst gövdemi yere daha fazla yaklaştırarak rahatlatmama yardımcı oluyor. İkisi de ne doğru ne yanlış: her iki şekilde de hiç acı veya sakatlanma riski hissetmiyorum, ama bir tanesi kesinlikle vücudumun diğer versiyonda olduğundan daha farklı bir bölgesini çalıştırıyor. Aynı zamanda, ayağı dışa doğru çevirmiş haldeyken Aşağı Bakan Köpekten Savaşçıya geçişim çok daha düzgün oluyor: arka ayağım zaten dışa doğru dönmüş ve hareketi desteklemek için tamamen4.gif yere köklenmiş oluyor, tıpkı bir buz patencisinin kayan ayağını öne doğru ivmelendirebilmek için arkadaki ayağını dışa çevirmesi ya da bir eskrimcinin dışa doğru çevirdiği arkadaki ayağından destek alması gibi.(Tüm zamanların en iyi eskrimcilerinden biri olarak kabul edilen Aldo Nadi’nin arka ayağına bakın, ve nasıl hizalandığına. Gidip ona arkadaki ayağının hizasını değiştirmesini söyler miydiniz?)

 Ayaklarımdaki farklı hizalanma seçeneklerinin etkisi, benim bedenimle ilgili kendim keşfetmem gereken bir şey. Sizin deneyiminiz de, her ne kadar benimkinden farklı olsa da, benzer biçimde aydınlatıcı olabilir. Aşağı bakan köpekte ayak hizalarınızla oynadıktan sonra bu deneyi farklı pozlarda da deneyin. Ayaklarınız farklı yönlere doğru baktığında bir Güneşe Selam serisi daha mı iyi yoksa daha mı kötü hissettiriyor? Peki ya Sandalye Pozu? Bacakların açık olduğu öne eğilmelerde nasıl? Setu bandha ya da Urdhva Dhanurasana? Ayaklarınız ne yöne bakmalı? Niyetinize göre değişir. Aynı zamanda deney olarak bir de ayaklarınızı yok saymayı, onun yerine kalça soketinizde neler olduğuna odaklanmayı deneyin. Orada vücudunuzun natürel bir pozisyona gelmesine yardım edin ve ayaklarınızda oluşan neticeye bakın. Ayaklarınızdaki bu açının diğer pozlarda da işe yarayıp yaramadığına bakın. Bazen işe yarar, bazen yaramaz: vücudu zorlamak yerine bedeninizin ne yapmanıza izin verdiğini keşfedin.

Eğer sağlığınızı geri kazanma, koruma veya optimize etme niyetindeyseniz, fonksiyonel yoga yapın. Yogada fonksiyonel yaklaşım, vücudun belirli bölgelerini çalıştırmak için pozları kullanmaya odaklanır. Estetik yoga, güzel görünüme odaklanır. Eğer bir yoga hocasıysanız, bu demek değildir ki normal hizalanma kurallarını bir kenara bırakacaksınız, ama hizalanmalar konusunda dogmatik olmayın ve herkesin illa sizi dinlemesi ve sizin dediğinizi yapması konusunda ısrar etmeyin. Dediğinizi yapmayan biri varsa, nedenini araştırın. Sizin dediğiniz gibi yaptıklarında ve kendi istedikleri gibi yaptıklarında ne hissediyorlar? Onlara bu pozu yaptırmaktaki niyetinizi hatırlayın. Bir poza girmeden önce niyetinizi belirleyin ve o poz niyetinizdeki bölgeyi çalıştıyor mu bakın. (Fonksiyonel yoga hakkında daha fazla bilgi için Suzee’nin İpuçları ve Fonksiyonel Yoga makalesine bakın.)   Eğer o poz hedeflediğiniz bölgeyi çalıştırmıyorsa, hizalanmanızla oynayın ve aradığınız stresi yakalayabilmenin bir yolu var mı bakın. Eğer hala istediğiniz stresi yaratamıyorsanız, pozdan çıkın ve farklı bir şey deneyin. Yoga hem deneysel hem de deneyimseldir. Vücudumuzun bize ne anlattığına odaklanırsak kendimiz hakkında çok şey öğrenebiliriz. Kendi biricik anatomik yapımızı yok saymak ve diğerleri gibi görünmeye çalışmak fonksiyonel değildir.

Vücudun tek bir kemiğindeki tek bir varyasyonun yoga pratiğimizin üzerinde ne denli büyük bir etkisi olduğunu gördük. Bu makale serisine tibia kemiğiyle başladık çünkü bu sizleri iskeletsel varyasyon konusuyla tanıştırmanın ve bunun yoga pozlarındaki hizalanmanız için ne anlama geldiğini anlatmanın basit bir yoluydu. Gelecek makalelerde femur ve pelvise ve kendi anatominizin belirlediği şekilde nasıl güvenli ve etkili bir yoga pratiği yapabileceğimize bakacağız.

(1) Sonraki makalelerde femur ve kalça soketinin ayağın yönüyle ilgili etkisini incelemeyi düşünüyorum.
(2) İlginç bir şekilde, Thieme Atlas of Anatomy, 23 derecelik torsiyonu “normal” olarak değerlendiriyor. Bakınız:sayfa 373, Thieme Atlas of Anatomy, basım: Thieme of Stuttgart, Almanya©2010.
(3) Aynı eserde.


Kutu 1: Kime Ortalama Diyoruz?

Bir düşünün: Bir doğumgünü partisi için eğlenceyi organize etmeniz istendi. Bu görev hoşunuza gitti, aklınıza fikirler gelmeye başladı, ve sonra parti sahiplerinin yaşlarını sormanız gerektiğini farkettiniz. Yaş ortalamaları 16 olan  12 kişinin geleceği söylendi. O gece aklınıza harika fikirler geldi: 4 kişilik takımlar halinde oynayacakları çok oyunculu bilgisayar oyunu. Erkekler bilgisayar oyunlarına bayılır: bu harika olacak! Heyecanla partiyi planladınız ve büyük gün geldiğinde şok olup şaşkına döndünüz. 6 tane 4 yaşında kız çocuğu ve onların 28 yaşındaki annelerinin geldiğini gördünüz. Ortalama yaş: 16! Ama tek bir kişi bile 16 yaşında değildir: yakınından bile geçmiyordur. Bu partideki ortalama kişileri eğlendirme planınız fena halde suya düşmüştür.

4 yaşındaki bir çocuğun tibial torsiyonu ortalama 28 derecedir, ama çocuk büyüdükçe bu açı değişir. Devamındaki 10 yıl boyunca, kemikteki burgu her yıl yaklaşık 1 derece artar, ta ki ergenliğin ortalarına kadar. Daha sonra değişim oranı yavaşlar ama sonrasındaki 10 yılda 4 derece kadar daha artar. Bu artış oranı her yetişkinde belirgin bir şekilde farklılık gösterir, ama yetişkinliğe eriştiğimiz zaman, ortalama tibial torsiyon miktarı 38 derecedir. Her ne kadar bu ortalama bir sayı olsa da, değişim aralığı geniştir: 18 derece ile 47 derece arası. Bu istatistikler 78 çocuk ve yetişkinin incelendiği bir çalışmadan alınmıştır (4).

Ama kim ortalamadır? Büyük bir inançla ortala bir insan için plan yaparız. Tam olarak ortalama bir yaşta, ortalama boyda, ortalama kiloda, tibiasında, femurunda,pelvisinde, omurgasında, omuzlarında… ortalama bir  torsiyonu olan bir kişi yoktur. Bu kriterlerinden herhangi birinde “ortalama” olan çok az kişi vardır ama kimse her bakımdan ortalama değildir. Ortalama birisi için hocalık yapmaya çalışmak, kimseye hocalık yapamama riskini taşır, çünkü kimse ortalama değildir! Erkekler ve kadınların eşit yaratıklar olduğunu mu farzediyoruz? Günahı boynunuza! Erkekler ve kadınlar anatomik olarak çok farklıdır, bariz olanın da ötesinde. Yaş da önemli farklılıklar getirir. Ve bir de hepimizin doğuştan gelen farklılıkları var.

Tutarsız oldukları için bilimsel çalışmaların adı kötüye çıkmıştır: Yukarıdaki çalışma ortalama tibial torsiyonun 38 derece olduğunu söylerken, bir başka çalışma ortalama derecenin biraz daha az olduğunu söylüyor. Bu çalışma, kadınlarda ortalama tibial torsiyonun sağ tibia için 31 derece sol tibia için 30 derece olduğunu gösteriyor. Erkekler için sağ ve solda ortalama 32,7 ve 35,3 dereceymiş (5). Cinsiyete ve vücudun iki yanına göre değişen farklılıklara bakın, asimetri miktarımız hepimizin tek olduğunu gösteren bir başka şey.

(1) Bakınız: “The normal development of tibial torsion.” Skeletal Radiol. 2001 Eylül; 30(9):519-22. Kristiansen LP, Gunderson RB, Steen H, Reikerås O. Kaynak: National Hospital Orthopaedic Center, Oslo Üniversitesi, Norveç.
(2) “Determination of tibial torsion by computed topography” 1994 Mart-Nisan;33(2):144-7. Saylı U, Bölükbaşı S, Atik OS, Gündoğdu S. Orthopedik Cerrahi ve Radyoloji Bölümü, Gazi Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Ankara, Türkiye.




Kutu 2: Bir Empati Egzersizi

Yoga hocalık kariyerimin başlarında hizalanmayla ilgili söylediklerimi dinlemeyi reddeden bir öğrencim vardı. Bir teknoloji firmasında ders veriyordum ve öğrencilerim kelimenin tam anlamıyla müthiş bilimadamlarıydı, ama bir öğrenci, tüm o mühendislik dehasına rağmen yoga sınıfıma adım attığı anda bir aptala dönüştü. Yapmayı reddettiği şey, matın önünde ayaklarını paralel biçimde birleştirip durmaktı. Bundan daha basit bir şey olabilir mi? Şansını deneyecekti. Güneşe selamın başında ayakları bitişikti ama bitişinde… ayakları yine yanlara doğru açılmıştı. Basbayağı beni dinlemiyordu!

Sonra, iskeletsel varyasyonlar hakkındaki gerçeği öğrendiğimde, yoga matının üzerindeyken IQ miktarı düşen bu zeki mühendisi düşündüm. Onun da büyük bir miktarda tibial torsiyonu olabileceğini farkettim. Sahiden de, onu bir dahaki görüşümde farkettim – ayaklarını değil- dizlerini. Sandalye pozune (utkatasana) gelmek için dizlerini büktüğünde ve ayakları odanın duvarlarına doğru yanlara açıldığında, dizleri tam karşıya dönüktü. Şimdi neden devamlı ayağını dışa doğru çevirdiğini anlamıştım: çünkü güneşe selam serisini başka türlü yapması gerçekten çok rahatsız ediciydi.

Ama benim bu zavallı öğrenciden istediğim şey, ayaklarının bana estetik olarak doğru görünen hizaya gelmesi için bacaklarına iç rotasyon yaptırmasıydı. Bir çok insan için, kalça soketindeki femuru güçlü bir şekilde içe doğru döndürmek (iç rotasyon), pelvise fleksiyon yaptırma ve öne eğilme yetisini azaltır. Nedenini bir sonraki makalede detaylı biçimde inceleyeceğiz, ama kalça soketinde femurun iç rotasyonu pelvisin fleksiyonu için hareket açıklığını azaltır çünkü femurun boynu iliumun (leğen kemiğinin) veya asetabülumun /çukur kalça kemiğinin (kalça soketinin boyutuna, şekline ve oryantasyonuna bağlı olarak) önünü kesebilir. Bunu açıklamak gerekirse: sandalyenizin ön tarafındaki ucuna doğru oturun, bacaklarınızı yanlara doğru  açın ve ayak parmaklarınızı dışa bakacak şekilde çevirin. Şimdi kalçadan itibaren öne eğilin ve eğilmenin ne kadar kolay olduğunu farkedin. üst bacaklarınız fleksiyonu kolaylaştırmak için dış rotasyon yaptı (dışa doğru döndü) ve abdüksiyon yaptı. Şimdi dizlerinizi birleştirin, ayaklarınızı ileri doğru yerleştirin, ayak parmaklarınız içe doğru baksın ve sonra öne eğilin. Farkı ayırt edebiliyor musunuz? üst bacaklar iç rotasyon ve addüksiyon yaptığında fleksiyon o kadar kolay değildir.

Benim muhteşem bilimadamı öğrencimin ne hissettiğini anlamamızı kolaylaştırması için, onun durumunu taklit edebiliriz. Dağ duruşuna (Tadasanaya) kalkın, ayakları bi5.gifrleştirin ve paralel yerleştirin. Şimdi topuklarınızı birbirinden uzaklaştırarak ayak parmaklarınızı içe doğru çevirin ama ayak baş parmaklarınızı bitişik tutun. Burada çarpık ayaklı poz veren şarkıcı Alizée Nation’u taklit edin (Neden kırmızı halıda bir sürü kadın böyle poz veriyor? Hiç yoga dersine gitmemiş mi bunlar?). Ne kadar iç rotasyon yaptığını farkedin, tıpkı sizin şu anki haliniz gibi. Bu yapay iç rotasyon pozisyonunda kalmaya devam ederken, ellerinizi başınızın üzerindne yukarı doğru uzatın ve öne doğru katlanın. Ayak parmaklarınıza dokunmaya çalışın. Nasıl hissettiriyor? Sevmediniz mi? Ellerinizi yana doğru açarak tekrar yukarı doğru kalkın ve nasıl hissettiğinize bir bakın.

Eğer ayaklarınızın pozisyonunu değiştirme isteğiniz varsa, şimdi zavallı öğrencime ne yaptırmaya çalıştığımı anlamışsınızdır. Onun için doğru hizalanma ayakları dışa çevirmekti, benim ısrar ettiğim gibi paralel tutmak değildi. Bu adama ne yaptığımı kendi pratiğimde kalça soketimle taklit ettiğim anda, ona musallat olmayı bıraktım. Onun ekstremitelerine değil, vücudunun merkezine odaklı hizalanma kurallarına ihtiyacı vardı: estetik değil, fonksiyonel.



Bernie Clark

*Bu sitedeki tüm çeviriler YogaTurk yazarına aittir.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s