Psikolog ve Yoga Eğitmeni Sibel Sönmez ile Söyleşi

tarafından yazıldı

– Kendinizden bahseder misiniz?

1977 Ankara doğumluyum. ODTÜ’de psikoloji okudum. Üniversite yıllarında ve sonrasında uzun yıllar dans ettim. Sultans of the Dance projesinde 3 yıl kadar dansçı olarak yer aldım. 11 yıldır yoga eğitmeniyim. İlk eğitmenlik eğitimimi Zeynep Aksoy’dan aldım. Sonrasında Chris Chavez’den bir diğer eğitmenlik eğitimi alarak yoluma devam ettim. Şu anda hamilelerle çalışmayı çok seviyorum ve onlara yoga yaptırıyorum.

-Yogayla ne zaman ve nasıl tanıştınız?

2003 ya da 2004 yılında beni yogayla ilk tanıştıran Gurmukh’un “İnsanın 8 yeteneği” isimli kitabı olmuştur. İçinde fiziksel duruşların olması ve bedenle ilgili bir çalışma olması nedeniyle o kitabı ve o kitapta anlatılan yogayı çok sevdim. Ancak niyetim doğrudan eğitmen olmaktı. Eğer bu işi öğreneceksem en temelinden öğrenmeliyim diye düşünmüştüm. Araştırdığımda eğitmen yetiştiren bir program bulamadım. Tabii o zamanlar internet ve sosyal medya bugünkü gibi kullanılmıyordu. Bilgiye ulaşmak şimdiki kadar kolay değildi. 2005 yılının sonlarına doğru kızılayda dost kitabevinde gezinirken, şu anda piyasada olmayan “Chi” adındaki dergiyle karşılaştım. Dergi başlığının altında yoga ve meditasyon dergisi yazıyordu. Hemen aldım. Hayat çok ilginç. Dergide Zeynep Aksoy’la yapılmış bir röportaj vardı ve Şubat 2016 yılında başlayacak olan Türkiye’deki ilk yoga eğitmenliği programından söz ediliyordu. Hemen aradım tabii Zeynep’i. 6 ay boyunca, ayda 2 haftasonu İstanbul’a gittim ve yaz başında mezun oldum. Şimdilerde birileri eleştiriyor hiç yoga yapmadan yoga eğitmeni olmak isteyenleri. Ama ben daha başından kararlıydım ve çok istiyordum. Hiç de pişmanlık duymadım bu süreçten.

 -Yoga sizin için ne ifade ediyor? Sizin kafanızda yoganın tanımı nedir?

Bu soru bence çok zor bir soru. Yoga yaptığımda çok rahatlıyor ve huzur buluyorum. Sessizlikte yoga yapmayı seviyorum. Müzik kullanmıyorum genelde. Ve o sessizlik içinde bedenimle akmak bana çok iyi geliyor. Benim için tek anlamı “huzur” diyebilirim. Çünkü böyle bir varolma biçiminin de olabileceğini öğretti bana yoga.

img_0788

-Yoga eğitmenliği dışında yaptığınız başka bir iş/meslek var mı?

Ben aslında bir psikologum ve İnsan Kaynakları Yönetimi alanında master yaptım. yaklaşık 10 yıl boyunca özel sektörde İK alanında çalıştım. Kısa bir süre önce İK Müdürü olarak çalıştığım iş yerimden istifa ettim. Henüz bu kapıyı tam olarak kapatmadım. Tam zamanlı bir işte çalışmayı düşünüyorum yine. Bunun dışında anne baba adaylarına bazı eğitimler veriyorum ve danışmanlık yapıyorum.

“Dans çok güzel bir şey. Ama benim için hobi olarak kalmalıydı. Bu nedenle profesyonel dans yaşantımı bırakma kararı aldım.”

 -Mustafa Erdoğan’ın kurduğu Sultans of the Dance kadrosundaki günlerinizden bahseder misiniz biraz? Ne zaman başladınız, ne zaman bıraktınız?

Evet yoğun ve mutsuz günlerdi benim açımdan. Dansı çok severek başladım 1999 yılında. Mezun olduktan hemen sonra bir gazete ilanı gördüm. Özetle profesyonel bir dans gösterisi için dansçılar aranıyor diyordu. Başvurdum. 2 basamaklı zor bir eleme sürecinden sonra kabul edildim. İnsanlar duyduklarında çok şaşırıyor ve herkese çok müthiş geliyor. İnkar edemem. Koskocaman bir sahnede, böylesine mükemmel bir şovda yer almak çok heyecan verici ve gurur duyulası. Ancak geriye dönüp baktığımda hatırladığım şeyler; fiziksel ağrılardan dolayı uyuyamadığım geceler, acımasızca uzun pratik saatleri, ayda bir ölçülen yağ oranları, izinliyken bile egzersiz yapmak zorunluluğu, azıcık kilo alsan hakaretlere varan bir küçük düşürülme ortamı… Tam anlamıyla dışı seni içi beni yakar ortamı… Kendimle ilgili imajımı  derinden sarsan bir ortam oldu. Dans çok güzel bir şey. Ama benim için hobi olarak kalmalıydı. Bu nedenle profesyonel dans yaşantımı bırakma kararı aldım. 2002 yılında grupla yollarımı ayırdım.

 – Dünyaca ünlü birçok yoga eğitmeninin geçmişinde dans kariyeri var. Siz de uzun yıllar Sultans Of The Dance kadrosunda dans ettiniz. Dans geçmişiniz yogayla ilişkinizi nasıl etkiledi?

Zeynep’in ilk dersinde yaşadığım çelişkiyi hatırladım şimdi. Zeynep bizi pozdan poza sokarken ben sürekli çevreme bakıyor ve en iyi ben yapıyorum diyordum. Çünkü danstan gelen bir esnekliğim ve gücüm vardı. Tabii bir de kocaman egom. Zamanla bunun ne kadar anlamsız olduğunu hissettim. Bir gün dersten çıktım ve o ders boyunca kimseyi görmediğimi fark ettim. Çünkü biri bana gelip birisinin derste olup olmadığını sormuştu. Bilmiyorum demiştim. Ve bu beni o kadar şaşırttı ki! Bence benim için yogayı deneyimlemek o zaman başladı. Dans geçmişim yogayı hissetmemi engelledi diyebilirim. Ancak sonrasında yoga deneyimim dans pratiklerime çok olumlu katkı sağladı. Sultans’ta çok stresliydim. Sürekli yanlış yapacağım, unutacağım korkusu yaşamaya başlamıştım. Bu nedenle müziğe ve sahneye kendimi bırakamıyordum. Anda olamıyordum. Keyif alamıyordum. Ama yogadan sonra başka bir şey oldu. Bir dans sporu dersine yıllar sonra ilk kez katıldığımda, öyle güzel hissettim ki kendimi… 1 saatlik bir derste bile müzikle ve adımlarla akıp gittim. Hatta çıkışta bana dans sporu yarışmalarına katılır mıyım diye sordular.

sibel4

-En çok hangi yoga türleri ve ekolleri hoşunuza gidiyor? Şu ekolün hocasıyım diyebileceğiniz bir ekol var mı?

Dansçı olduğum için vinyasalar daha hoşuma gidiyor. Kendimi bir ekolün hocası olarak görmüyorum. Ancak dansla yogayı birleştirmeye çalıştığım, şu an sadece kendimce uyguladığım bazı yoga akışları var. Yin yoga hiç deneyimlemedim ama hamilelerde akışların yanı sıra, bazı esneme duruşları da yapıyoruz ve bunun yin yogayla aynı olabileceğini düşünüyorum. Mart ayında Ebru’nun eğitiminde anlayacağım artık.

 -Kendi pratiğinizde ne sıklıkla yoga yapıyorsunuz?

Aslında bir kızım olduğu için ve onun en hareketli ve talepkar yaşları geldiği için (şu an 3 yaşında), son 6 aydır pratiğim oldukça aksadı. Daha öncesinde haftada 4 kere mutlaka yapıyordum. Şimdilerde haftada 1-2 yapabilirsem mutlu oluyorum. (Gülüyor)

“Benim gibi dansın kamçılı dünyasından çıkan birisine, ‘yavaşla lütfen, hiç kimseye, hiç birşeye kendini ispat etmek zorunda değilsin, böyle iyisin’ cümlelerini ruhumda hissettirdi yoga.”

-Yogayla tanıştıktan sonra hayatınızda neler değişti?

Çok şey değişti. Burada anlatmakla bitmez. Hala da değişiyor. Katman katman soyuluyorum yoga sayesinde. Bir soğana benzetirler ya… Kısaca söylemek gerekirse çok daha farkında ve duyarlı bir hayat yaşamaya başladım. Somut bir şeyler söylemek gerekirse eğer, eskiden sese ve gürültüye karşı aşırı derecede hassastım. Şimdi de çok sevmiyorum tabi ama eskiden uyuyamazdım. Etraftan gelen en ufak ses beni uyandırırdı. Artık uykularım çok derin ve çevreden gelen sesleri, uyandıktan bir süre sonra algılamaya başlıyorum. Bu benim için müthiş bir durum.

“Aslında pek çok insan yoganın hafif bir çalışma olduğunu düşünür. Oysa değil. Bence insanlar zorlanmak istiyorlarsa yoga yapmalılar. Sınırlarını zorlamak istiyorlarsa yoga yapsınlar.”

“Yoga bir insanın kendisine olan şefkat duygusunu ortaya çıkaran ender çalışmalardan birisi.”

-Bugüne dek yoganın sizi en çok etkileyen yönü ne oldu?

Bana kattığı yaşam enerjisi. Yani 2 dakika önce uyuşuk ve ne yapacağını bilemez bir haldeyken yarım saat yoga yapıp müthiş bir enerji ve motivasyonla günüme devam edebilmek müthiş bir şey bence. Tabii aynı etkiyi spor yaparak da bulabilirsiniz. Dansı bıraktıktan sonra hemen yogaya başlamadım ben. 2-3 sene bir boşluk var arada. İşte o boşlukta ben çılgın gibi spor yaptım. Günde 12 km koşardım yaz kış demeden. Bedenime çok yüklenirdim. Çünkü onun hep olması gereken bir şekli vardı kafamda. Yogada inanılmaz bir yumuşaklık var. Aslında pek çok insan yoganın hafif bir çalışma olduğunu düşünür. Oysa değil. Bence insanlar zorlanmak istiyorlarsa yoga yapmalılar. Sınırlarını zorlamak istiyorlarsa yoga yapsınlar. Yoga bir insanın kendisine olan şefkat duygusunu ortaya çıkaran ender çalışmalardan birisi. Bedenine, farklılıklarına, engellerine, güçsüzlüğüne karşı yumuşak bir şekilde yaklaşabildiğin; kendini sevmene aracı olan çok ama çok ender bir çalışma. Bana kendimi severek nasıl zorlayacağımı, bedenime saygı duyarak nasıl çalışılabileceğini yoga öğretti. Benim gibi dansın kamçılı dünyasından çıkan birisine, “yavaşla lütfen, hiç kimseye, hiç birşeye kendini ispat etmek zorunda değilsin, böyle iyisin” cümlelerini ruhumda hissettirdi yoga.

 -Hiç unutamadığınız, hala sesi kulağınızda olan bir yoga hocanız var mı? Bugüne kadar çalıştıklarınız arasında sizde en çok iz bırakan hoca kimdi?

Zeynep Aksoy ve Chris Chavez beni eğiten iki isim. Unutmam mümkün değil. Bunun dışında Ankara’da Serpil Öztürk hocanın bir kaç dersine devam etmiştim. Çok büyülü bir kadın kendisi. Teknik olarak bir şey öğrenmedim derslerinde ama onun büyüsünü hissetmek çok farklı bir histi. Naz Şarman’ın workshop’una katılmıştım. Naz’ın yumuşak yaklaşımı ve güçlü pratiği arasındaki denge beni çok etkilemişti. Ve tabi Nicole Ohme var. Nicole deyince akla sonsuzmuş gibi gelen akışları gelir. İnsan aynı akışı bedenin diğer tarafında yapmaya başladığında anlıyor o etkiyi…

-Şu anda hangi stüdyolarda ders veriyorsunuz?

Ankara Yoga’da Hamile Yogası dersleri veriyorum.

sibel

 -Hamile yogası gebeler için nasıl faydalar sağlıyor?

Pek çok faydası var. Özetle gebelikte yaşanan fiziksel problemlere, ağrılara çok iyi geliyor. Gebelik ilerledikçe kamburlaşma gibi yaşanması muhtemel duruş bozukluklarının önüne geçiyor. Yoga yapan gebeler nefes daralmasını daha az yaşıyorlar. Kramp, varis gibi fiziksel sıkıntılar en aza iniyor. Bunun yanında bebekle bağ kurma meditasyonları anne ile bebeğin bağlanma sürecine oldukça olumlu katkı sağlıyor. Normal doğumu oldukça destekliyor. Doğum sonrası toparlanma sürecini hızlandırıyor. Bunlar sadece özet. Oldukça çok faydası var. Hamileler için sosyal bir ortam oluyor aynı zamanda. Birbirlerine bir sürü şey sorup öğreniyorlar. Ben prenatal psikoloji uzmanlık programına da devam ediyorum. Bu anlamda psikolojik bilgiler de aktarıyorum gebelerime. Pek çoğuyla hala bağlantım devam ediyor. Bir sürü WhatsApp grubum var annelerden oluşan. Doğum yaptıktan sonra grup kuruyorum ve anneleri bu gruplara ekliyorum. Birbirlerine soruyorlar, danışıyorlar, yaşadıkları problemlere farklı çözümler bulabiliyorlar. Bu tabii benim derslerime özel olan kısmı.

 -Psikolog oluşunuz yoga eğitmenliği sırasında öğrencilerinize nasıl faydalar sağlıyor?

Yani onların asanalara yaklaşım şekilleri kişilikleri hakkında bir fikir veriyor elbet. Kimi ne zaman nasıl yönlendireceğimi, kime nasıl yaklaşmam gerektiğini ister istemez anlıyorum. Ancak derslerde psikolog kimliğimle var olmak tercih ettiğim bir şey değil.

sibel1

 -Sizce neden yoga stüdyoları kadınlarla dolup taşıyor? Gerçekten yoga yapan kadın nüfusu daha mı fazla ve bu neden olabilir?

Evet daha fazla. Bence bu sosyolojik bir olgu. Dans gibi, jimnastik gibi, yoga gibi disiplinlere erkekler daha önyargılı bakıyorlar. İşin içinde “esnemek” olunca bizim erkeğimize ters düşüyor. Ve bir çoğu yogayı sadece esneklik olarak görüyor. Büyürken çok fazla stereotiple büyütülüyoruz. Erkek ağlamaz, erkek duygularını belli etmez, erkek güçlü olur… Bunların hepsi yaklaşımı etkiliyor.

Öte yandan kadınlar her zaman değişime dönüşüme daha açık, daha teslimiyetçi. Rahmimiz var, doğuruyoruz. Bundan öte ne olsun. Bizler farklı şeyleri deneme gücünü, yeniden doğma gücünü her zaman hissedebiliyoruz içimizde.

 -Kadınlar arasında yoganın yaygınlaşması kadınların özgürleşmesine ve/veya feminist hareketlere fayda sağlar mı sizce?

Kesinlikle sağlar.

-Yoga yaptığınızı duyunca sizinle dalga geçenler oluyor mu? Nasıl cevap veriyorsunuz?

Eskiden olurdu. Ben de büyük bir hırsla anlatmaya çalışırdım. Şimdi hırsım yok, dalga geçen de yok. Belki var ama hafızama bile girmiyor olabilir artık.

 -Aydınlanma fenomeniyle ilgili ne düşünüyorsunuz? Sizce aydınlanmak denen şey nasıl olur?

Bunu bilmiyorum. Aydınlanmak bence insana ait pek çok ihtiyaç, istek, düşünce ve duyguları bir kenara bırakarak yaşayabilmek. Yani o kadar şeffaf ve geçirgen oluyor ki kişi, attığınız hiçbir taş, hiçbir ok ona çarpmıyor. Öylece geçip gidiyor. İşte o kişi aydınlanmış kişi bence. Modern dünyada, çalışma hayatının içinde çok zor. Hele de bir kurumda çalışıyorsanız, egonuza sımsıkı tutunmak zorundasınız bir kere…

“Yoga beslenmesinde bir kural vardır: midenin yarısı yemekle, bir çeyreği suyla dolu olacak. Diğer çeyreği de boş kalacak. İşte ben hep böyle yaşadım.”

 -Yoga ile beslenme arasında sizce nasıl bir bağ var? Kendi hayatınızda takip ettiğiniz bir beslenme programı var mı?

Takip ettiğim özel bir program yok. Ben çocukken de çiğ beslenmeyi severdim. Herkes şaşardı bana. Yeşil Fasülye, mercimek, havuç, patates, nohut vesaire bunları avuç avuç çiğ yer dururdum. Şimdi de yiyorum. Yine çocukluğumdan beri katı yağ ve et yiyemem. Yogadan sonra sadece peynirden uzaklaştım ve kahvaltıda hiç peynir yemem. Mecbur kalmadıkça tüketmem. Eti ise yaşadığım sağlık problemlerinden dolayı hayatıma almak zorunda kaldım. Yine de ayda bir tüketiyorum. Hep az yiyen biriydim. Hala da öyleyim. Yoga beslenmesinde bir kural vardır: midenin yarısı yemekle, bir çeyreği suyla dolu olacak. Diğer çeyreği de boş kalacak. İşte ben hep böyle yaşadım.

 -Genelde yoga yapanlar arasında veganlık ve vejeteryanlık çok yaygın. Bu konuda ne düşünüyorsunuz ve siz nasıl besleniyorsunuz?

Vegan da değilim, vejataryen de. Yapanlara saygu duyuyorum. Ben sevmediğim şeyleri tüketmiyorum. Sevdiklerimi de az tüketiyorum. Sofradan hep aç kalkanlardanım.

-Sizce yogayla sanatın arasında bir bağ var mıdır?

Bence var. İkisi de bir üretme ve yaratma süreci. İlham alır, üretir ve ortaya bir şey çıkarırsınız.

– Ateist birisi yoga yapabilir mi?

Tabii ki yapabilir. Yoga bir öğreti. Bir din değil. Bir yaşam felsefesi. Felsefesine girmek zorunda değiliz. Bir kişi sadece fiziksel faydaları için de yoga yapabilir.

 -Türkiye’de ve Dünyada en çok beğendiğiniz yoga hocaları kimlerdir?

Türkiye’de Serpil Öztürk, Naz Şarman, Zeynep Aksoy, Ebru Kalaycı var sayabileceğim isimler arasında. Chris Chavez, Nicole Ohme var yabancılardan. Hiç dersine girmesem de instagramdan takip ettiğim Carmen var. Çok begeniyorum instagram challenge’larını ve asanalarla ilgili yaptığı açıklamaları.

 -Yogayla ilgili şeyler okumak isteyenlere birkaç kitap önerebilir misiniz?

İnsanın 8 yeteneği ve Bir Yoginin Otobiyografisi, Tibet’in Gençlik Pınarı aklıma gelen Türkçe kitaplar.

-Yoga dersleri vererek topluma ve ülkeye bir katkınız olduğunu düşünüyor musunuz?

Bunu düşünmedim. Bireysel fayda sağlıyor olabilmek benim için daha ön planda. Toplumsal faydayı da bu sağlayacaktır.

-Sizce yoga Türk kültürüyle çelişen bir şey mi?

Yogaya kültürel boyutta bakmanın yanlış olacağını düşnüyorum. Bireye ve insan ruhuna hitap ediyor. İnsanın olduğu her yere yoga ulaşabilir.

“Yoganın gerçek etkisini sadece disiplin ve düzenli pratik getiriyor.”

sibel3

 -Yogaya yeni başlayanlara bir tavsiye verecek olsanız ne söylerdiniz?

Ajandalarına ders saatlerini not etmelerini ve tüm programlarını yoga deslerine göre yapmalarını tavsiye ederim. Bugün arkdaşlarımla buluşacağım yogaya gelemiyorum noktasına gelirseniz, yogaya devam etmeniz zorlaşıyor. Yoganın gerçek etkisini sadece disiplin ve düzenli pratik getiriyor.

Gerçek yoga bu değil, onun yaptırdığı yoga değil çığırtkanlıklarını çok itici ve anlamsız buluyorum. “

 -Yogada “şarlatanlık” nerede devreye giriyor? Yoga yapmak için gittiğimiz bir yerde bize yalan söylendiğini, bizi süistimal etmek istediklerini nasıl anlarız?

Kişi suistimal edildiğini anlamıyorsa yapabilecek hiçbir şey yok. O kişinin de öyle bir yaşam dersi varmış demek ki deyip geri durmak gerektiğine inanıyorum. Gerçek yoga bu değil, onun yaptırdığı yoga değil çığırtkanlıklarını çok itici ve anlamsız buluyorum. Hindistan’dan gelip de bir kişi bile karışmıyor; kardeşim siz Türkiye’de ne yapıyorsunuz, kiminki gerçek yoga bakacağız demiyor. Biz burada bilmem kaç bin kilometre uzaktan çıkmış gelmiş 5000 yıllık bir öğretiyi kimin nasıl aktardığına kafayı taktık. Bırakalım herkes kendi yolunda gitsin…

 -Yoga beyaz yakalıların hobisi mi gerçekten? Şehirdeki burjuva hayatından çıkıp kırsala inme, Anadolu’nun ücra köşelerinde yaygınlaşma ihtimali var mı yoganın?

Eğer alma verme dengesi para üzerine kuruluyorsa evet benim için de yoga daha çok maddi olanakları olan insanların uğraşı. Ders ücretlerini pahalı bulmuyorum tabi. Ancak ülke ekonomik olarak büyük krizde ve hepimizin alma gücü çok azalmış durumda. Büyük bir kesim borçlu. Ay sonunu zor getiriyor. Pek çok kadın ev işi ve çocuk bakımından fırsat bulup derse gelemiyor. İnanılmaz desteksiz bir grup var türkiyede. Bekar anneler var mesela. O kadar ihtiyaçları var ki kendilerine ayıracakları 1 saate bile. Ama çocuklarını emanet edebilecekleri hiçbir yakınları yok. Sosyo-ekonomik boyutta çok karmaşaya ve çıkmaza girmiş bir ülkeyiz. Yaygınlaştırılabilir yoga heryerde. Ama devlet desteği lazım.

“Yoga yapan insan kendi değerini hissetmeye başlar. Sadece insan olduğumuz için değerliyizdir. Ve insanca yaşamayı hak ediyoruzdur.”

-60’ların sonunda Amerika’nın Vietnam Savaşı’na karşı çıkan Çiçek Çocuklar da yoga yapıyordu? Sizce o zamandan bu zamana ne değişti? Muhalif bir yaşam biçiminin içinde mi vardır yoga?

Yoga yapan insan kendi değerini hissetmeye başlar. Sadece insan olduğumuz için değerliyizdir. Ve insanca yaşamayı hak ediyoruzdur. Ancak bu muhalif olmayı gerektirir mi bilemiyorum. Çin defalarca Tibet’i istila etmeye kalkıştı ama Tibet buna karşı çıkmadı ve en sonunda teslim oldu diye hatırlıyorum. Hatta o dönemki krallardan biriolan Dalai Lama ısrarla hiçkimse karşı koymayacak dedi. Sanırım teslimiyet ve savaş iki ayrı uç. Ve çiçek çocukların yoga yaptığı için karşı çıktığını sanmıyorum. O dönemin ve o insanların varolma sebebi buydu belki de.

– Ünlü yogiler gibi 100 yaşınıza kadar yaşayacağınızı düşünüyor musunuz?

Bu soru beni çok güldürdü nedense. Tabii ki uzun yaşamak isterim. Ölmeyi kim ister ki… Ama sağlıklı yaşayabilmek daha önemli. Elden ayaktan düşmeden, kendimle barışık, geride keşkeler bırakmadığım bir ölüm diliyorum kendime. Aslında ölümün özü bu bana göre. Kaç yaşında ölürsek ölelim, gönül rahatlığıyla teslim olabiliyorsak ne mutlu… Aksi bir durumda bu yaşamdan kopmak zor olur gibi geliyor. Yani 50 yaşında huzurlu ölmeyi, 100 yaşında mutsuz ölmeye yeğlerim…

*Bu röportaj yogaturk yazarı bendeniz tarafından Sİbel hoca ile 5 Aralık 2016 tarihinde gerçekleştirilmiştir.

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s