Ankara Yoga Kurucusu Ebru Kalaycı ile Söyleşi

Posted by

Ebru Yalçın Kalaycı, Türkiye’nin en iyi yoga hocalarından biri olmanın yanı sıra benim için bir hocadan çok daha fazlası… Şimdi bu güzel kadını tanıyanlar ve tanımayanlar keyifle okusunlar diye, yogaya ve hayata dair çok şey konuştuğumuz bu söyleşiyi yaptım onunla. Bana ve Yoga Türkçe okurlarına vakit ayırdığı için teşekkür ediyorum.

– Kendinizden bahseder misiniz?

1972 yılında Ankara’da doğdum. Her zaman Ankara’da yaşadım hiç şehir değişikliğim olmadı. Bahçelievler Deneme Lisesi’nde okudum. Daha sonra ODTÜ Maden Mühendisliği’nde okudum. Aslında zaten tek kazanmak, tek okumak istediğim yer ODTÜ’ydü ve herhangi bir mühendislik bölümüne olur gözüyle bakıyordum. Odtü’de okurken Selçuk’la, eşimle tanıştık. Üç tane ablam var, yani çok kızlı bir evde büyüdüm. Bir tane kızım var,  14 yaşında Irmak. Üniversiteden mezun olduktan sonra asistan olarak yine Odtü Maden’de çalıştım iki buçuk yıl. O sırada master’ımı bitirdim. Doktoraya başladığım sırada Ziraat Bankası Bankacılık Okulu’nu kazandım. Odtü’de lisans eğitimi görürken de zaten Hacettepe Üniversitesi’nden broker’lıkla ilgili eğitimler almıştım. Sayılarla uğraşmak aslında sadece mühendislik anlamında değil biraz borsa, sermaye piyasaları anlamında da hoşuma giden konulardı. Daha sonra bankacılık okulunu da bitirdikten sonra Ziraat Bankası’nda sermaye piyasalarında çalışmaya başladım Irmak’ın doğumuyla aynı zamanlarda Sermaye Piyasaları da İstanbul’a taşınacaktı ve  zaten Irmak olacak, kendime zaman ayırırsam onun zamanından çalıyor olacağım ama kendime zaman ayırmak zorundayım eğer kendime zaman ayıramazsam o zaman çocuğu suçlar mıyım? Çalışırken bu nasıl olur? … Çok şüphelerim vardı. Onun için tam zamanına denk geldi ve Ziraat Bankası’ndan ayrıldım Irmak’ın doğumundan kısa bir süre sonra. Yogaya başladığım zamanlar da yaklaşık olarak bu zamanlara denk düşüyor.

-Yogayla ne zaman ve nasıl tanıştınız?

Evde kalıp sürekli bir çocukla ilgilenmek zor. Ona hak ettiği şekilde ilgi vermek, biraz daha sabırlı olmak gerekir ve bunun için arada bir evden çıkma ihtiyacı duyuyordum. Bu sırada bir buçuk iki saat evden çıkmak başka bir ortamda olmak, kendi sakinliğimle kalmak çok hoşuma gidiyordu yani yoga benim için tamamen “biraz sakinleşme, kendi başına kalmak” diye başladı. Daha öncesinde de hayatımda ortaokulda, lisede hep çıkar koşardım, yürürdüm, evde sürekli karın çalışmaları, kol çalışmaları yapardık, bir sürü kız sürekli dans edilirdi falan… Ciddi fiziksel aktiviteler yapardık hep beraber ama bu kadar düzenli, sistemli, bu kadar uzun süreli çalışmalar aslında benim için yogayla başladı.

“Biraz daha insanları anladıkça, onlara hak verdikçe farklı açılardan bakabiliyorsunuz hayata.”

“…kendime “hah tam da buyum, tam da bütünüm, işte bu” dediğim nokta aslında yoga.”

-Yoga sizin için ne ifade ediyor? Sizin kafanızda yoganın tanımı nedir?

Yoga benim için aslında insanın kendiyle zaman geçirmesi, kendini tanıması, kendi hakkında bilgi sahibi olması ilk başta. Daha sonra insan kendini tanıdıkça çevresini anlamaya başlıyor. Biraz daha insanları anladıkça, onlara hak verdikçe farklı açılardan bakabiliyorsunuz hayata. Yoganın kelime anlamlarından daha çok “birleşme” bana tanımsal olarak yakın geliyor. Birleşme hep aynı birleşme anlamında değil bazen pratiğimi yaparken o gün zihnimin, yüreğimin, vücudumla birleşmesi bazen çıktığım bahçede, güzel bir ormanda yoga yaptığımda doğayla birleşme, bazen tanrıyla birleşme, bazen müzikle birleşme. Çok farklı bakış açıları olabiliyor yaptığım pratiğe bağlı olarak ama hep o bütünleşme, bütün olma, gerçekten kendime “hah tam da buyum, tam da bütünüm, işte bu” dediğim nokta aslında yoga.

img_0776

-Ne zaman yoga hocası olmaya karar verdiniz? Birisi size gelip sen hoca ol mu dedi?

Yoga hocası olmaya çok çabuk karar vermedim. Yogaya başladıktan dört beş yıl sonra yoga eğitmeni oldum. O zamanlarda çok yoğun değildi bu tarz eğitmenlik eğitimleri ama ilk başladığım zamanlarda başladığım merkezde zaten söylüyorlardı hocalarım eğitmen olmak ister misin çok uygun görünüyorsun, diye. Ben hiçbir zaman düşünmedim her söylediklerinde çok anlamsız geliyordu. Şöyle bir şey var aslında ben çoğu konuyu anlatmayı seviyorum. Hep hayatım boyunca sınavlara önce ben çalışırdım ve insanlara anlatırdım. Böyle şeyleri paylaşmayı, anlatmayı seviyorum ve iyi olduğumu da düşünüyorum ama yoga hocası neden olayım ki? Hiçbir zaman yakın gelmedi bana ama son kez sorduklarında birden  “hah tamam tam da şimdi yoga eğitmeni olmak istiyorum” dedim. Benim için hayatımda çoğu şey böyle gelişiyor, özellikle yogadan sonra hep bunu bekliyorum daha çok. Şimdi şunu yapmak ister miyim diye düşündüğümde o “hayır benim kafamda yok, tam doğru zaman değil” hissim varsa doğru zaman değil ve yapmıyorum. O doğru zamanın gelmesi önemli benim için. Bir yazıyı yazarken de, bir dersi hazırlarken de her şeyde o doğru an geldiğinde zaten en güzel haliyle o zaman ortaya çıkıyor.

-Yoga eğitmenliği dışında yaptığınız başka bir iş/meslek var mı?

Yoga eğitmenliği dışında yaptığım başka bir meslek aslında dar anlamda yok demek lazım. Bir yoga merkezim var ama bu yoga merkezinde sadece eğitmenlik yapmıyoruz. Ortaklar olarak Tuğba ile oranın temizliği, düzeni, elektriği, suyu doğalgazı alındı, o gitti, bu geldi, ödemeler yapılacak vesaire bu tür şeylerle uğraşmak aslında bir yoga eğitmenliği tanımının çok dışında. (Gülüyor) Onun için aslında büyük resme baktığımızda çok farklı bir iş yapıyorum ama sadece yoga eğitmenliği yapmayı her zaman tercih ederim.

-Bir yoga stüdyosu kurma fikri nasıl ortaya çıktı?

Yoga stüdyosu kurma fikri aslında benden çıkmadı. Ben o sıralar çeşitli yoga merkezlerinde, spor merkezlerinde yoga dersleri veriyordum. Bir arkadaşım işten ayrılmıştı, üniversiteden bir arkadaşım ve o bir iş yapsak, bir iş kursak derken sen de zaten ilgileniyorsun yoga merkezi açsak mı? dedi ve aslında ondan çıkan bir fikirdi. Benim hiçbir zaman düşünmediğim bir şeydi aslında doğruyu söylemek gerekirse. (Gülüyor) Hatta sefer hah tam da zamanı da demedim.

“Hiçbir zaman vaktimiz yok bizim kendimizi tanımaya. Sadece koşturmalar var…”

– Yoga ve meditasyon yapmak bize ne fayda sağlıyor?

Yoga ve meditasyon yapmak… önceki soruların cevabında da söyledim bizim kendimizi tanımamıza, kendimiz aracılığıyla başkalarını tanımamıza, doğayı tanımamıza, dünyayı tanımamıza, o merakla beraber biraz daha bir şeyleri anlamaya çalışmamıza neden oluyor bence. Hiçbir zaman vaktimiz yok bizim kendimizi tanımaya. Sadece koşturmalar var ama o bir buçuk saat içinde mattaki tutumumuz bir asanaya girdiğinizde oradaki tutumumuz, neden bu asananın içinde bunu hissediyorum? neden hep sevdiğim şeyi yapmak istiyorum? neden zorlandığımda böyle bir tutumum var?… Farklı farklı açılardan bakmak bana çok keyifli geliyor, hayatın küçük bir hali… Zaten yaşam o matın üstünde yaşananla çok benzer, onun için kendini tanımak önemli ve çok değerli.

“… daha çok Vinyasa yapmayı seviyorum… Ama sağlıkla ilgili, biraz daha kendimi tanımakla ilgili farklı açılardan baktım ve bana çok şey anlattı dediğim yoga türü Yin Yoga’dır.”

-En çok hangi yoga türleri ve ekolleri hoşunuza gidiyor? Şu ekolün hocasıyım diyebileceğiniz bir ekol var mı?

Ben aslında kendi adıma daha çok Vinyasa yapmayı seviyorum, Vinyasa yapmayı, akışları seviyorum derken, farklı ekollerde bir hocanın geleceğini duyduğumda özellikle Vinyasa’cıların derslerine girmek için çok çaba harcıyorum. Ama kendi adıma daha sağlıkla ilgili, biraz daha kendimi tanımakla ilgili farklı açılardan baktım ve bana çok şey anlattı dediğim yoga türü Yin Yoga’dır. Ben 10’lu yaşlardan itibaren belle ilgili her türlü problemi yaşadım ve çok uğraştım bel sağlığım için ve en büyük faydayı Yin yogadan gördüm.

-Kendi pratiğinizde ne sıklıkla yoga yapıyorsunuz?

Yogayı asana pratiği anlamında kullanıyorsak,  hergün muhakkak 2 saat yoga yapmak zorunda hissetmiyorum kendimi. Ama yogayı düşünce sistemi olarak kullanıyorsak zaten gün boyu sürekli yoga yapmaya çalışıyorum. Asana pratiği olarak; vücudumu açmak, rahatlatmak, kendimi iyi hissetmek için her gün en az yarım saat kendi çalışmalarım var ama bu daha çok elimi yüzümü yıkamak, giyinmek, yemek yemek gibi bir şey bence. Benim için disiplinli bir şekilde, düzenli yoga yapmak hergün saatlerce Pratik yapmak demek. Bazen 1-2 saat bazen 5-6 saatten fazla. Bu tür bir pratiğe aylarca disiplinle devam ettiğim zamanlar oluyor ama çok da zorunda hissetmiyorum. Bazen vücudum dur diyorsa, bazen de vücudum sakın durma diyorsa ara veriyorum bu yoğunluğa. Kendi pratiğimi yaparken ne tek Yin yapıyorum ne tek Vinyasa yapıyorum. O gün vücudum ne istiyorsa,neye ihtiyacı varsa … aslında ikisinin ortasında bir şey yapıyorum çoğunlukla

img_0777

-Yogayla tanıştıktan sonra hayatınızda neler değişti?

Ben değişime çok anlam yüklemiyorum çünkü hayat zaten sürekli değişen bir şey. Her şey konusunda fikirlerimiz sürekli değişmeli, sürekli gelişmeliyiz. Onun için hayatımda değişen şeyleri tamamen yogaya bağlamak gibi bir eğilimim yok hiçbir zaman. Ama yogayla beraber gördüğüm etkiler daha önce de dediğim gibi; düşünmeye daha çok vakit harcamak, bir şeylere kafa yormak, kendimi tanımaya zaman ayırmak, kendimin ve çevremdekilerin daha çok kıymetini bilmek olabilir.

“David Swenson tam anlamıyla ‘işte insan dediğin böyle olur!’ dediğim bir hocaydı”

-Hiç unutamadığınız, hala sesi kulağınızda olan bir yoga hocanız var mı? Bugüne kadar çalıştıklarınız arasında sizde en çok iz bırakan hoca kimdi?

David Swenson. David Swenson’dan kırk saatlik ashtanga eğitimi aldım. Aslında ashtanga benim çok pratiğimde olan, çok severek yaptığım bir tarz değil ama David Swenson tam anlamıyla “işte insan dediğin böyle olur!” dediğim bir hocaydı. Gerektiği yerde disiplinli, biraz sert, gerektiği yerde çok komik, her konuda dengeli, herkes yararına kararlar veren, kararlar alınmasını isteyen ve bu konuda kimseyi kırmadan, kimseyi tüketmeden gıcık etmeden ama verilmesi gereken kararların da verilmesini sağlayan bir kişiydi. Onun için çok etkilendiğimi söylemem gerekiyor.

-Şu anda hangi stüdyolarda ders veriyorsunuz?

Şu anda Ankara Yoga Merkezi‘nde ders veriyorum, özel dersler ve grup dersleri.

-Bir Ortadoğu ülkesinde ve Türkiye’de yoga hocası olmak, yoga yapmak nasıl bir şey?

Doğrusunu söylemek gerekirse ben yogaya çok körü körüne  yaklaşmadığım için bu bölgede bu coğrafyada yoga hocası olmak da çok garip gelmiyor bana. Çünkü aslında bizim değerlerimizle, kültür olarak, yaşadığımız coğrafyanın kültürüyle, değerleriyle de çok örtüşen bir çalışma. Türkiye’de yogaya çok garip bakanlar var ama bütün dünyada var. Çok farklı, çok zor diyemeyeceğim ama bu daha çok benim tutumumla ilgilidir diye düşünüyorum. Bence isteyen sadece bunu fiziksel bir çalışma olarak görebilir çok rahatça, isteyen felsefesini öğrenebilir-hiç öğrenmeyebilir, ritüellerini yapabilir-yapmayabilir. Hiçbirinde bir zorlama yok. Genel olarak  hiçbir şeyde bir zorlama olmaması gerektiğini düşündüğüm için çok da zor gelmiyor bana doğrusunu söylemek gerekirse bu coğrafyada yoga yapmak ya da yaptırmak.

-Türkiye gibi bir ülkede bir kadın olarak yoga eğitmenliği yapmak nasıl bir şey?

Yine aslında aynı şeyi düşünüyorum. Sadece bizim sorunumuz değil kadın olarak herhangi bir şey yapmak. Her yerde, bütün dünyada kadın olarak bir şey yapmak zor. Onun için ekstra bir fark olduğunu, ekstra bir zorluğu olduğunu düşünmüyorum. Kadın olarak bir şeyler yapmak zor. Hatta yararlı, bütün dünya için bir fark yaratabilecek, bir şeyler değiştirebilecek çalışmaları kadın ya da erkek olarak, her yerde yapmak zor.

img_0246

-Sizce neden yoga stüdyoları kadınlarla dolup taşıyor? Gerçekten yoga yapan kadın nüfusu daha mı fazla ve bu neden olabilir?

Aslında kadınlar kendilerini geliştirmek konusunda biraz daha çok ilgililer yani sadece yoga değil bütün kişisel gelişim çalışmalarına bakıldığında kadınlar daha çok bu tür işlerin içindeler. Çok iddialı bir söylem olabilir ama (Gülüyor) hapislerdeki kadın ve erkek oranına bakınca da belki bu bir nebze anlaşılabilir… neden erkekler zihinsel ya da duygusal gelişmeyi değil de biraz daha sert şeyleri tercih ediyorlar, daha fiziksel çözümler bulmak gerektiğini düşünüyorlar…erkeklerin daha zorlu sporları daha zorlu çalışmaları tercih ettiği görülüyor buna da bakılabilir. Ama gerçekten kadınlar daha çok yoga yapıyorlar. Bir yandan da ne kadar çok kadın yoga yaparsa erkekler de o kadar yogadan çekinmeye başlıyorlar hiç erkek yok mu burada, diye. Bir süre sonra bu bir kısır döngüye girmeye başlıyor: O kadar çok kadın arasında olmak istiyor muyum? Sadece kadınların yaptığı bir şeyi yapmak istiyor muyum? gibi sorulara da neden olmaya başlıyor bu bir süre sonra

“…biraz kendi içinde araştırmak, biraz ‘ben kimim?’, ‘o ne?’, ‘bu niye böyle?’ demek ve buna zemin sağlayan her tür çalışma zaten özgürleşmeyi getirecek bir şeydir. “

-Kadınlar arasında yoganın yaygınlaşması kadınların özgürleşmesine ve/veya feminist hareketlere fayda sağlar mı sizce?

Yoganın yaygınlaşması kadınların özgürleşmesine ve feminist hareketlere bence fayda sağlar çünkü kendini anlıyorsun, kendi değerini biliyorsun, çevrendeki kişilerin değerini biliyorsun ve özgürlük ne kadar önemlidir, herkesin hakkına saygı göstermek ne kadar önemlidir biraz daha çok bakabiliyorsun bu konulara.Ama bence her konuda düşünmeye neden olan her şey buna katkı sağlayabilir. Düşünmeyi engelleyecek, kısıtlayacak pek çok şey de özgür düşünmeyi ve hakkını savunmayı kısıtlayacak şeyler. Onun için zaten düşünmeye başlamak, sana verilen kalıpları öğrenmek değil düşünmeye başlamak, biraz kendi içinde araştırmak, biraz “ben kimim?”, “o ne?”, “bu niye böyle?” demek ve buna zemin sağlayan her tür çalışma zaten özgürleşmeyi getirecek bir şeydir. Hakkını aramak bu tür şeylerle olabilir ancak. Sadece bir şeyleri olduğu gibi kabul etmek hiçbir zaman özgürleştirecek bir şey değil.

“Hayatımda bir çok şeyi yoga ve meditasyon aracılığıyla çözmeye çalıştığımı söyleyebilirim.”

-Yoganın iyileştirici bir gücü olduğu söylenir. Sizin bu konuda fiziksel ya da ruhsal deneyimleriniz oldu mu?

Yoganın iyileştirici gücü konusunda benim  fiziksel ya da ruhsal deneyimlerim… Daha önceden dediğim gibi belimle ilgili çok fazla problem yaşadım ve her fiziksel rahatsızlığın altında daha farklı şeylerin yattığını düşünüyorum. Yani her rahatsızlığın altında muhakkak zihinsel, ruhsal  kökler var. Yoga biraz daha kendi içine dönüp kendini anlamakla ilgili olduğu için biraz daha bu kökler nedir? ben niye bunu hissediyorum? diyorsunuz.Tabii biraz kendini tanımaya başladıkça vücudun daha çabuk sinyal vermeye başlıyor, ya da senin o sinyalleri algılaman çabuklaşıyor, sorunlar çok ileri boyutlara ulaşmadan onu temizlemek daha kolay oluyor. Ya da benim gibi çok küçük yaşlardan başladıysa ve ileri boyutlara da ulaştıysa onu temizlemek için çalışmak biraz daha zaman harcamak biraz daha kendinle ilgilenmek için zamanın oluyor. Onun için her türlü problemi  yogayı, meditasyonu kullanarak çözmek benim her zaman kullandığım bir yöntem. Hayatımda bir çok şeyi yoga ve meditasyon aracılığıyla çözmeye çalıştığımı söyleyebilirim.

-Yoga yaptığınızı duyunca sizinle dalga geçenler oluyor mu? Nasıl cevap veriyorsunuz?

Yoga yaptığımı duyan kişiler, yüzyüzeysek pek de dalga geçmiyorlar ama yoganın ne olduğunu bilmeyip, anlamayıp nasıl bir şey? diye soran çok kişi var. Dalga geçmek dendiğinde  aslında en çok karşılaşılan şey: “Ben oraya gelirsem gülerim”. Ya tabi gül, beraber güleriz, ne olacak ki biz orda çok ciddi bir şekilde suratımızı asıp oturmuyoruz diyorum yani bizi de güldürmüş olursun eğleniriz ne güzel! Her ne yapıyorsak keşke hep eğlenerek yapabilsek.

-Genelde yoga yapanlar arasında veganlık ve vejeteryanlık çok yaygın. Bu konuda ne düşünüyorsunzu ve siz nasıl besleniyorsunuz?

Yoga yapanlar arasında veganlık, vejetaryenlik yaygın. Bu konunun kökenine baktığımızda, ahimsa (zarar vermemek) konusuna ulaşıyoruz. Zarar vermemek derken, elbette hiçbir yaradılmışa zarar vermeyeceksin. İlk başta da kendine zarar vermeyeceksin ki başkasına zarar vermemek gibi bir lüksün olabilsin sonrasında. Bir dönem altı ay kadar vejetaryenliği denedim. Dönem dönem çok ağır pratikler yapıyorum ve bu altı aylık vejetaryenlik deneyimim sonunda artık hem regl kanamalarım tek damlaya kadar düşmüştü hem de yaptığım pratiklerde titremelerim olduğunu görmeye başlamıştım.Bağnazlığın hiçbir yerde olmaması gerektiğini düşünüyorum ve körü körüne vejetaryen olacağım diye buna devam etmek, böyle bir Pratik yoğunluğunda devam etmek benim için imkansız olmaya başlamıştı. O kadar ağır çalıştığım zamanlar oluyordu ki, yiyerek o proteini, o gücü vücuduma veremediğimi farkediyordum ve o zamanlarda ben bunu dışardan bir ilaç olarak bir kimyasal olarak ya da sıkıştırılmış bir şey olarak almak istemediğim için et yemeye devam ediyorum. Ama şöyle bir inancım var, ben o eti yiyorsam o etin hakkını vermeliyim. Benim o eti yemem için eğer bir canlı hayatına son verildiyse o zaman ben bunu çalışarak bu enerjiyi onurlandırıyor olmalıyım. Yani ben bugün dinleneceğim, pek de işim yok dediğim zaman et yememeye gayret ediyorum. Fiziksel ya da zihinsel olarak yoğun çalışmam gerekiyorsa, koşturmalarım olacaksa, vücudumun ihtiyacı olduğunu düşünüyorsam et tüketiyorum.

-Bir yoga eğitmeni olarak bir gününüz nasıl geçiyor? Sabah yataktan kalkıyorsunuz ve…?

Yoga eğitmeni olarak her günüm aynı düzende geçmiyor çünkü dersim olan ve olmayan günlerde günlük rutinim çok değişiyor. Onun için hiç genel bir şey söyleyemeyeceğim. Bir rutinim olmasını çok fazla sevmiyorum.Bazı ritüellerin olmasını seviyorum; bir arkadaşımla kahve içmek gibi ama hep aynı rutin içinde olmayı sevmiyorum. Her gün 3-4 saatlik yoğun pratikler yapmasam bile muhakkak en az yarım saat sadece fiziksel çalışmam oluyor demiştim. Çok geç yatmayı, çok geç kalkmayı sevmiyorum. Yemek saatlerim, aldığım sıvı miktarım çok önemli, çünkü Pratik zamanlarımı yemek saatlerime göre ayarlamam lazım. Ailemle, arkadaşlarımla ve doğanın içinde vakit geçirmek de ayrıca önemli elbette.

img_4172

-Yoga yaparken ve yoga dersleri hazırlarken nelerden ilham alıyorsunuz?

Ben yoga yaparken sadece bırakıyorum ve vücudumun neye ihtiyacı varsa onu yapıyorum. Vücuduma ya da zihnime bırakmayı, onunla akmayı seviyorum onun için genelde kendi pratiğimi bir şey hazırlayarak yapmam. Bazı zamanlarda bir şeyler fark ediyorum örneğin çok güçsüzleşmişse bacaklarım o zaman mesela bir dakikalık asanalara geçeceğim diyorum biraz o konuda üç beş hafta düzenli olarak çalıştığım zamanlar oluyor ya da bir hareket seçiyorum kendime bu konuda çalışacağım diyorum o zaman belki bir plan içinde gidiyorum ama genelde günlük rutinim içinde çok bir planım yok. Hep daha geniş planlarım var: Şu sürelerde geriye eğilmeleri biraz daha yoğun çalışacağım, şu sürelerde biraz daha güçlenmeye çalışacağım gibi… Sabah kalktığımda hiç şunu yapayım bunu yapayım demiyorum. Dönem dönem böyle şeylerim oluyor ama genelde hep planlı yoga yapmak yerine vücudumu dinleyerek yoga yapmayı tercih ediyorum. Yoga dersleri hazırlarken ilham aldığım şeyler çok farklı şeyler olabiliyor. Arkadaşımla yaptığım bir sohbet, bir yerde otururken gördüğüm herhangi bir manzara, okuduğum bir şey… tamamen hayattan gelen şeyler. Çünkü hayatı yansıtmamız, onu hayatın bir parçası haline getiriyor. İlham almak için değil ama hayatı izlediğiniz zaman hayatta yogayla bağlayabileceğimiz çok şey var ve yogadan çok parça var.

-Sizce yogayla sanatın arasında bir bağ var mıdır?

Sanatla yoga arasında bir bağ bence kesin var. Çünkü sanat beni ne kadar iyi hissettiriyorsa yoga da aynı şekilde o kadar iyi hissettiriyor. Sanat ruhumu ne kadar doyuruyorsa, ona ne kadar ihtiyacım olduğunu düşünüyorsam yogadan da aynı şekilde besleniyorum. Aynı keyfi alıyorum. Benim için çok birbirine benzer şeyler ama aldığım haz nedeniyle benzer şeyler. Herkes için çok farklı şeyler ifade ediyor olabilir.

“Belki yogayı sevmemin en önemli nedenlerinden biri de; tasavvufla yakın bir bakış açısı ve kendime uygun bulduğum fiziksel çalışmaların bütünü olmasıdır.”

– Sizce yoganın tasavvuf felsefesiyle ortak yönleri var mıdır?

Tasavvuf felsefesiyle yoganın ortak yönleri bence çok var. Benim için elbette yoga felsefesi de çok değer verdiğim bir konu, ama yaşadığım topraklar nedeniyle daha ait olduğum bir coğrafyadan gelen tasavvufu kendime daha yakın buluyorum. Hatta tasavvufla ortak yönlerini bulmam yogaya ilgimi de arttırıyor diyebilirim. Belki yogayı sevmemin en önemli nedenlerinden biri de; tasavvufla yakın bir bakış açısı ve kendime uygun bulduğum fiziksel çalışmaların bütünü olmasıdır. Çok yoğun çalışmalar yaptım ve şu şu yönleri benziyor diyemeyeceğim ama zaten ortak yönleri olduğu için yogayla da bu kadar yakından ilgilenebildiğimi düşünüyorum.

– Ateist birisi yoga yapabilir mi?

Ateist birisi tabii yoga yapabilir. Yogayı hiçbir zaman bir tanrı inancıyla, bir inançla bağlamak gerekmiyor. Sadece asana pratiği yapıyor olabilir. Doğal olarak ateist insanların da ahlak anlayışları vardır, temizlik anlayışları vardır, konsantre olmak isterler… Herkes yapabilir. Bir kişinin ateist olması yoga yapıp yapmaması için hiçbir şey ifade etmiyor.

-Türkiye’de ve dünyada en çok beğendiğiniz yoga hocaları kimlerdir?

Çok değerli isimler var Türkiye’de  ve dünyada. Yurtdışından gelen hocalardan Seane Corn’la çalışmayı çok sevdim, daha önce dediğim gibi David Swenson’la çalışmaktan çok haz aldım. Paul Grilley, Sianna Sherman daha pek çok isim sayabilirim.

-Yogayla ilgili şeyler okumak isteyenlere birkaç kitap önerebilir misiniz?

Yogayla ilgili bir şeyler okumak isteyenlere ben her zaman ilk başta Her Yönüyle Yoga isimli Cynthia Worby’nin kitabını öneriyorum çünkü gerçekten her yönüyle anlatıyor ve her yanına ufak ufak dokunarak anlatıyor. Daha sonra burada sizi daha çok ilgilendiren konu neyse, daha derinleşmek istediğiniz konu neyse ona göre farklı farklı kitaplara yönelebilirsiniz. Sharon Gannon ve David Life’ın Jivamukti Yoga kitabını beğeniyorum. Çok fazla yoga kitabı var ve bir sürü şey öğrenebiliyorsunuz o kitaplardan. Bence fırsat buldukça hepsini alıp okumakta fayda var.

-Sizce Türkiye’de yoga ne durumda?

İnsan yaptığı bir şeyin daha ileri doğru gitmesini istiyor daha çok kişi onun aldığı keyfi alsın daha çok kişiyle bunu paylaşabilsin istiyor onun için daha çok kişinin yapmasını isterim elbette çünkü toplum olarak da çok ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Ama ilerliyor, yapan kişiler, eğitmenler, merkezler çoğalıyor bu da iyi bir şey, toplum için de bireyler için de iyi bir şey.

-Yoga dersleri vererek topluma ve ülkeye bir katkınız olduğunu düşünüyor musunuz?

Elbette düşünüyorum, düşünmesem yapmam doğrusu. Severek yaptığım bir şeyi ortaya koymak, paylaşmak beni iyi hissettiriyorsa doğal olarak toplumun ufacık bir biriminde bile başka kişileri de iyi hissettiriyordur. Çevremdeki insanlara bir şeyleri çok fazla empoze etmeyi sevmiyorum ama insanlarda en azından bir keyif, biraz dinlenme biraz düşünme, farklı kıvılcımlar oluşturabiliyorsam onları bir şeylere yönlendirebiliyorsam benim için büyük bir tatmin oluyor.

 “Herkes ne için istiyorsa onun için yapsın yogayı.”

– Yoga denilince sanki eskiden insanların aklına daha çok mistik şeyler ve Hint kültürüne ait bir şeyler geliyordu ama şimdi moda dergilerindeki kaslı kadınların görüntüleri geliyor. Kimileri diyor ki “yoga ruhani bir çalışmadır” kimileri diyor ki “yoga kalori yakmak ve sıkılaşmak için yapılır”… Sizce yoga Batı’da yaygınlaşmaya başladıktan sonra şekil mi değiştirdi?

Yoganın doğuda ve batıda algılanışı farklı olabilir. Herkes ne için istiyorsa onun için yapsın yogayı. Bu konuda ahkam kesmeyi çok sevmiyorum. Sadece zayıflamak için de yapılabilir, çok ruhani duygularla da yapılabilir. Bizi daha iyi bir yöne, daha iyi bir insan olmaya doğru götürüyorsa bence hiç problem yok. Muhakkak kültürden kültüre yayıldıkça her konu şekil değiştiriyor ama bunda bir sakınca olduğunu düşünmüyorum. Herkes kendine göre onu adapte ediyor, farklı kültürlerin kabul edebileceği yönler var  kabul edemeyeceği yönler var aynı şekilde kişiler de yapmak istemediği yönlerini yapmak zorunda değil bunu bir bütün olarak kimse yapmak zorunda değil. Herkes haklı gibi geliyor bana. Sadece vücuduyla şekiller yapıp bunun fotoğraflarını koymaya çok saçma diyenler var, bütün gün sadece oturup meditasyon yapmaya çok saçma diyenler var herkes keyif aldığı şeyi yapsın herkes onun arkasında dursun. Bence kimsenin bir başkasının yaptığı şekle laf etmeye hakkı yok gerek de yok zaten böyle bir şeye.

– Hiç Hindistan’a gittiniz mi?

Hindistan’a hiç gitmedim.

-Yurtdışında başka ülkelerde yoga eğitimi aldığınız oldu mu?

Tayland’da Paul Grilley ile Yin yoga eğitimi aldım.

“Yoga, Türk kültürüyle çelişen bir şey değil bence.”

-Sizce yoga Türk kültürüyle çelişen bir şey mi?

Yoga, Türk kültürüyle çelişen bir şey değil bence. Bakış açısına göre değişebilir ama bana ters gelen bir şey, Türk kültürüne uymaz dediğim bir yön kesinlikle yok.

-Yogaya yeni başlayanlara bir tavsiye verecek olsanız ne söylerdiniz?

Sadece keyif almaya baksınlar. Önemli olan zamanı, yoga yaptığımız anı, tamamen kendimizle başbaşa geçirmek. Başkası ne yapmış, o ne giymiş, bu nasıl yapıyor diye bakmak değil de, benim vücudum şimdi ne diyor, neler hissediyorum… Ya da belki bunları bile düşünmeden sadece o pratiğin keyfini çıkartmak… Bence en önemli kısmı o.

-Yoga beyaz yakalıların hobisi mi gerçekten? Şehirdeki burjuva hayatından çıkıp kırsala inme, Anadolu’nun ücra köşelerinde yaygınlaşma ihtimali var mı yoganın?

İlk başta bakıldığında herhangi bir sporda, sanatta, iş bir şeylere vakit ayırmaya para ayırmaya geldiğinde doğal olarak karnının tok olması lazım diye düşünüyoruz. Geçinmek ve zaman ayırmak zorsa; o zaman sanat ve sporla ilgilenmek de zor. O anlamda biraz daha maddi durumun iyi olduğu zaman, biraz daha kendine zaman ayırabilecek bir lüksün olduğu zaman yogayla ilgilenir hale geliyorsun diyebiliriz. Ama her şeyde olduğu gibi, bir kişi bir şeyle muhakkak ilgilenmek istiyorsa bir yolunu buluyor. Pek çok stüdyo, eğitmen ücretsiz çalışmalar yapıyorlar, burslar veriyorlar. Hiçbir stüdyonun yoga yapmak isteyen ve imkanı olmayan bir kişiyi geri çevireceğini sanmıyorum. Bir de biraz daha kırsal kesimde yaşayıp, yogayı ordaki insanlarla paylaşan insanlardan duyduğum kadarıyla, herkes bu konuda çok açık, her türlü çalışmayı yapmak istiyorlar çünkü yaptıklarında kazanımları görüyorlar. Dizlerindeki ağrılar rahatlıyor, bellerindeki tutulmalar toparlıyor, biraz daha iyi hissediyorlar kendilerini. Onun için her kesimin aslında buna açık olduğunu düşünüyorum, iş ki onlara biz ulaşabilelim.

-Seane Corn gibi aktivist kimliğiyle tanınan yoga hocaları yogayla politikanın arasında bağ olduğunu söylüyor. Sizce yoga politik midir? Yoga dünyada sosyal ve politik değişimler yaratabilir mi?

Yoga politik midir sorusuna çok cevap verebileceğimi sanmıyorum ama dünyada sosyal ve politik değişimler yaratabilir mi dersek; sonuçta bir felsefe bu ve bir sürü etik kuralları var. İnsanlar ahlaklı olduğu sürece, toplumsal kurallara uydukları sürece, birbirlerini düşündükleri sürece, biraz kendilerini inceleyip, neden bunları yapmam gerekiyor neden yapmamam gerekiyor, diğerlerinin haklarına saygılı olmam ne demek diye düşündükleri sürece elbette her çalışma çok değişim yaratabilir. Seane Corn’un bu aktivist yaklaşımını çok beğeniyorum ve çok takdir ediyorum.

-60’ların sonunda Amerika’nın Vietnam Savaşı’na karşı çıkan Çiçek Çocuklar da yoga yapıyordu. Sizce o zamandan bu zamana ne değişti? Muhalif bir yaşam biçiminin içinde mi vardır yoga?

Maalesef ki muhalif bir yaşam biçiminin içinde var yoga. Aslında herkes bunu anlayabilse, kendini tanımak, toplumu tanımak, özgürce yaşamak kötü bir şey değil, bu küçük bir kesimin yaşayacağı bir şey değil buna hepimizin hakkı var hissi keşke herkeste olsa, küçük çevrelerde kalmasa yoga. Her zaman sadece yoga olarak bakmamak gerekiyor ama düşünebilecek kadar eğitim almış olmak bir şeyleri tartabilecek kadar eğitim almış olmak keşke herkesin karşılaşabileceği bir şey olsa. Ama iyi bir eğitim alabilen kesim dünyada bu kadar az olduğu sürece doğal olarak her zaman azınlıkta kalacak. Her zaman kolaycılık, bir şeyleri çabucak elde etme fikri, çalışmamak, hak etmeden bir şeyleri almak, her zaman kendini akıllı sanmak olacak. Aslında keşke herkes eğitim alabilse mantıklı düşünebilse ve sadece bunlarla bile çok güzel bir dünyada olabileceğimizi anlasak.

– İçinde bulunduğumuz düzende neye karşı çıkıyorsunuz? Ne yanlış sizce dünyada?

Bence dünyada en yanlış olan şeylerden biri eğitim alamamak. Eğitim alamadığı için düşünemeyen zihinler ve herkesin haklarına saygı gösteremeyen kolay yoldan bir şeyler elde etmeye çalışan ve bunu hak bilen insanlar, sınıflar, kurumlar.

– Ünlü yogiler gibi 100 yaşınıza kadar yaşayacağınızı düşünüyor musunuz?

(Gülüyor) bilmiyorum. Ama bunu istiyor muyum sorusu daha çok düşünülmesi gereken bir şey gibi geliyor.Çevremdeki insanlar o zaman ne durumda olacaklar, dünya ne durumda olacak…


*Bu söyleşi, Yoga Türkçe yazarı bendeniz tarafından Kasım 2016’da Ebru Kalaycı ile gerçekleştirilmiştir.

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s