Eklemleri Çalıştırmak

tarafından yazıldı

Yazar: Paul Grilley | Yin yoga eğitmeni

Çeviri: Yoga Türkçe yazarı

*Bu yazı,Paul Grilley’nin onayı alınarak   http://www.paulgrilley.com da yayınlanan “EXERCISING THE JOINTS” adlı makaleden Türkçeye çevrilmiştir. Yazının tamamı Paul G.’e aittir

Egzersiz, bugün kültürümüzde sıradan bir şey haline geldi. O kadar yaygınlaştı ki 20. yüzyılda maraton koşan insanların ruh sağlığının sorgulandığını hatırlamak insanları şok eder. 1950 ve 60’larda yaygın olarak atletler ağırlık kaldırmamaları için uyarılırlardı çünkü böyle bir çalışmanın onları “kaslı” ve “yavaş” yaparak fiziksel yeteneklerini engelleyeceğini düşünürlerdi. Ne ironiktir ki, 2005 baharı itibariyle profesyonel baseball’da steroid kullanan oyuncularla ilgili büyük bir skandal var. Son zamanlardaki büyük başarılarla ilgili kayıtların bir çoğu geçersiz sayılma şüphesiyle inceleniyor çünkü steroid kullanımı zamane oyuncularını “çok güçlü yaptı” ve onlara “haksız bir avantaj” sağladı. Dolayısıyla sadece otuz kırk yıl içinde ağırlık kaldırma konusundaki popüler mitoloji 180 derece döndü. Önceden zararlı olarak görülen şey şimdi liseli atletlerden profesyonel atletere kadar hepsi için gerekli görülüyor ve ağırlıkla antrenman yapmaya teşvik ediliyorlar. Otuz kırk yıl önce iyi donanımlı ağırlık salonları çok zor bulunurdu şimdiyse ülkede ağırlık salonu olmayan liseler yok denecek kadar az.

Ağırlık antrenmanı son yıllarda eskisinin tam tersine dönen yanlış yorumlanan tek egzersiz değil, fizyoterapi de bir çok temel varsayım konusunda kendini tersyüz etti. Bundan otuz kırk yıl önce ameliyat geçiren, sakatlanan ya da doğum yapan her hastaya aynı tavsiye verilirdi: dinlenmek. Sanki tıp fakültelerindeki öğrencilere başka hiçbir şey bulamadıkları durumlarda hastalara yatak istirahati vermelerini söyleyen bir ders konulmuş gibiydi. Dinlenmek bile işe yaramadığında bunun ne zararı olabilir? Sonunda anlaşıldı ki dinlenmek çok ciddi zararlar verebilir.

Bir süre önce işler tamamen tersine döndü ve artık ortopedik ameliyatların bir çoğundan sonra dinlenme yerine hemen hareketli çalışmalar veriliyor. Bu hareketler hasta ayağa kalkmaya hazır hale gelir gelmez başlıyor. Bütün hastaneler hastalara ameliyattan sadece bir kaç saat sonra eğitim çavuşu gibi “kalk ve yürü” diye bağıran hemşirelerle dolu. Ve bu hareket çalışmaları hasta hastaneden çıktıktan sonra da bitmiyor. Standart ameliyat sonrası protokolü, bir fizik tedavi programı reçetesi şeklinde. Bu program haftalar ya da aylar sürebilir ve bir çok fizyoterapi hastası size “bu hiç eğlenceli bir tedavi değil” der.

İşin doğası gereği bütün hastalar haklı olarak fizyoterapistlerinden nefret ederler. “Bu hiç de nazik olmayan ve anlayışsız profesyonel”, eklemlerini yeniden kullanabilsinler diye hastalara “acılı ve yorucu egzersizler” yaptırırken hiçbir bahaneyi kabul etmezler. Her seansın sonrasında fizyoterapistten gelen coşkulu :”Haftaya görüşürüz” sesi, bir bakıma kötü muamele görüyormuş gibi hisseden hastaların yüzünü ekşitir. Ama tüm bu kızgınlık eklem mobilitesini geri kazandıktan sonra son bulur ve hasta terapistine, kendisine yaptığı her şey için teşekkür eder.

Ortopedi neden dinlenme konusundaki tutumunu hareket etmeye çevirdi? Çünkü yapılan her çalışmada gördüler ki hareketsizlik eklemler üzerinde zararlı etkilere sahip. Ameliyattan hemen sonra fizyoterapiye başlayan hastalar daha çabuk iyileşiyor. “Hareket hayattır” eski bir deyiştir. Sağlık için hareket gereklidir ve iyileşme, bu eski klişe sözün nispbeten daha az şiirsel ama bilimsel olarak kabul edilen bir varyasyonudur.

Modern tıp bazı noktalarda kendini tersyüz etti ve şimdi düzgün fonksiyon ve sağlık için eklemleri çalıştırmak gerektiğini kabul ediyor. Bu, yüzyıllardır yoganın temel önermesiydi. Okuyucularım belki de bu makalenin nereye varacağı konusunda bir parça rahatsız olmaya başlamıştır. Acı veren rehabilitasyonlar konusunda neden bunca laf kalabalığı? Düzgün yoga çalışmalarının işkenceli bir fiziksel disiplin gerektirdiği mi ima ediliyor? Yoga taliplerine moral vereyim, cevap koca bir “HAYIR!”. Bu tip şeyleri inceliyoruz çünkü uç örnekler temel prensiplerin daha net anlaşılmasını sağlıyor.

1

Modern tıbbın en etkili olduğu alan, çok net olan fiziksel rahatsızlıkların tedavisidir. Tıbbi araştırmalarda harcanın paranın büyük bir çoğunluğu ölümcül ve sakat bırakan rahatsızlıklar konusundadır. Olması gereken budur. Yogilerin amacı “şiddetli” fizyoterapi metodlarını taklit  etmekten ziyade bu terapilerin ardındaki prensibi gerçekleştirmeye çalışmaktır. Bu terapilerin ardındaki prensip yalnızca bir önceki makalede anlatılan Egzersiz Teorisi ve Fedalarlık Teorisinin bir uzantısıdır. Eğer eklemler strese maruz bırakılmazsa dejenere olurlar. Eğer eklemler fazla baskıya maruz kalırlarsa bozulurlar. Sağlıklı bir hareket açıklığı bu iki uç noktanın arasındadır.

Eklemler için uygun olan egzersizlerin detayına girmeden önce belirtmek gerekir ki yoga fiziksel rehabilitasyondan çok daha fazlasıdır. Daha geniş anlamıyla biz yogada dünyayı 3 boyut üzerinden yaşar ve deneyimleriz. Bu 3 şey: Fiziksel olan, Astral olan ve nedensel olandır.

Fiziksel olan kısım, yoga veya fizyoterapi gibi egzersizlerle işlenir. Astral olan kısım duygu ve arzudur, bunlar psikoloji ve çeşitli dinlerin etik ve moral kodlarıyla işlenir. Nedensel olan kısım düşünce ve anlayıştır; disiplinli düşünme ve tecrübelerimizin objektif analizi ile işlenir. Eksiksiz bir yoga pratiği bu üç boyutun işlenmesidir.

Hatha yoga için bir dönüşüm zamanı yaşıyoruz. Bu, aşramlardan çıkıp yaygın Amerikan hayatının içine giriyor çünkü büyük ölçüde  dini “Hindu” içeriklerinden arındırılmış durumda. Kimileri derin spiritüel amaçları kaybolduğu için sızlanıyor. Kimileriyse dini tazammunlardan kurtulduğuna sevinirken üzerinde “Yoga: tütsü değil kalori yak” yazan T-shirt’leri gururla giyiyor. Sonraki makalelerde yoganın dünyaya yayılışındaki bu  idealistik  ayrımı inceleyeceğiz ama şimdilik şunu söyleyeyim, yoga her zaman kapsayıcı/kucaklayıcı bir bilim olmuştur. Bu çatının altında herkese yer var. Kimisi yoganın tüm ziyafetini değerlendirir, kimisi sadece bir içecekle kendini tazelemek ister. Eğer bizim tercihimiz atletizm ve fiziksel rehabilitasyondan daha derin bir şeyse, bu atletizm ve fiziksel rehabilitasyonun değerini alçaltmaz.

Bu konuyu bir başka makalede incelemek üzere, eklemlerimizin incelenmesi konusuna döneceğim.

Paul Grilley

*Bu yazı,Paul Grilley’nin onayı alınarak   http://www.paulgrilley.com da yayınlanan bir makaleden Türkçeye çevrilmiştir. Yazının tamamı Paul G.’e aittir.

Paul Grilley, 1979’da yogaya başlamış olan ve 1982 yılından beri yoga eğitmenliği yapan, anatomi alanında doktora derecesine sahip olan bir yoga hocasıdır. Eşiyle birlikte yıllardır Yin yoga eğitmenliği yapmaktadır.

*Bu sitede yayınlanan bütün makalelerin Türkçeye çevirisi Yoga Türkçe tarafından yapılmıştır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s